1000kitap.com ile Özel Röportaj

776

Medyanoz.org‘un Haber Müdürü Fatih Halis Eroğuz, 1000kitap.com’un kurucusu Hacı Seydaoğlu ile internet girişimciliği üzerine keyifli bir röportaj yaptı!
 
1000kitap.com
 ya da kısaca 1K, şu an 23 yaşında olan Hacı Seydaoğlu tarafından 2 Mayıs 2012’de kurulan yerli bir sosyal medya sitesi. 1K’nın diğer birçok yerli sosyal ağdan farkı ise fikir olarak Facebook ya da Twitter’a benzeyen bir yapıya sahip olmaması. Bu site, edebiyat ile sosyal medyayı harmanlamış, uzun yıllar hizmete devam etmesi halinde ise gelecek nesillere büyük bir miras bırakacak. Sitede şu an kayıtlı olan okur sayısı 36.803, kitap sayısı 50.293, yazar sayısı 17.402, toplam kitap incelemesi ise 132.015’e ulaşmış durumda.

Böylesine değerli bir işe girişen Seydaoğlu ile 1K hakkında ve yerli internet girişimcilerinin sorunları hakkında güzel bir söyleşi yaptık:

Bir hukuk öğrencisi olarak, 1000Kitap gibi bir internet girişimine imza atmak nereden aklınıza geldi? Hukuk okurken bir internet girişimine imza atmanız nasıl bir duygu?

Kitap okuma kültürünün insanlar ve ülkeler için en temel gelişmişlik ölçütü olduğuna inanıyorum. Dünyanın refah bakımından gelişmiş ülkelerine, çevremizdeki açık fikirli insanlara baktığımız zaman hep kitabı görürüz bir yerde. Bu yüzden başta kendim ve de ülkemiz için bir insanı bile olsa bir kitapla buluşturma fikri müthiş geliyordu. Hukuk fakültesine her ne kadar çok isteyerek geldiysem de hukuk, hiçbir zaman hayatımın merkezine oturmadı. Bu yüzden yazılım bilgimi soyut anlamda iyiliğine inandığım bir iş için kullanmak ve ileride hukukla uğraşmak zorunda olmayacak olmam benim için iyi bir motivasyon oldu.

1000kitap, edebiyat ile sosyal medyayı harmanlamış bir girişim. Siz bu girişimi nasıl anlatırsınız?

1000Kitap’a bir slogan bulsaydım ‘faydalı sosyal ağ’ derdim. Bunu açmak için sitenin işlevini temel olarak ikiye bölebiliriz: Görünen yüzü ve arka planı, mutfağı. Görünen yüzden kastım üye olmayan insanların kitaplar hakkında araştırma yapabildikleri yüzü. Arka planı ise sitenin sosyal ağ tarafı oluyor. Arka planına mutfak dememin nedeni bütün içeriğin, istatistiklerin insanların ‘sosyalleşirken’ yaptığı aktiviteler üzerinden sağlanması.

Bunu anlatabilmek için Orhan Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık kitabını örnek vermek isterim. Kitabı hasbelkader yeni ve yerli olduğu için seçtim. (Kitabın sayfası şurada: http://1000kitap.com/kitap/Kafamda-Bir-Tuhaflik … ) Bu sayfa içerisinde kitabın basım bilgileri, kitaptan alıntılar, kitapla ilgili incelemeler, kitabın istatistikleri bulunmakta. Burada can alıcı nokta kitabın istatistikleri. Kitabımızın istatistikleri ise şöyle: 10 üzerinden puanı: 8.5 (134 Oy). 358 okur okudu. 116 okur beğendi. 18 okur okuyor. 10 okur yarım bıraktı. 55 inceleme. 57 alıntı. 4 haber. Alıntılar ve incelemeler ile beraber bu kitap hakkında bir fikir edinmek isteyen bir okur için doyurucu bilgiler yer almakta. Bu kitap Aralık 2014’te çıktığı için örnek verdim. Normalde okurlar bir kitap hakkında bilgi edinmek için bir arama motoru ya da bir edebiyat dergisi üzerinden o kitapla ilgili yazılar, blog postları, satış sitelerindeki kısa yorumlara bakmak zorunda kalırken 1k ve benzeri siteler üzerinden derli toplu bilgiye ulaşabilmekte. İşte bütün bu bilgiler tek tek okurlar tarafından oluşturulmakta. İnsanlar 1k’ya, dolayısıyla takipçilerine okuma durumlarını, beğenilerini aktarıp sosyalleşirken aynı zamanda müthiş bir bilgi akışı oluşturuyorlar. İşte bu nedenle faydalı sosyal ağ diyorum. Bugün Facebook’ta 3 yıl önce paylaştığınız bir durum güncellemesinin hiçbir önemi yokken 1k’da eklediğiniz bir alıntıya, yaptığınız bir incelemeye seneler sonra da bir okur denk gelebilir ve kitap hakkında fikir edinebilir.

Ayrıca belirtmek isterim ki 1000kitap’ta sadece okurlar değil, kitaplar ve yazarlar da ‘takip edilibiliyor’. Beğendiğiniz bir kitabı, yazarı takibe alarak onunla ilgili incelemeler, alıntıların ve haberlerin de akışınıza düşmesini sağlayabilirsiniz.

1000-kitap-ile-ozel-roportaj-medyanoz-universite-medya-birligi-com-02Profil sayfalarının tasarımı Twitter’a benziyor. Siz bu işlerden anlayan birisi olarak daha farklı bir tasarım da üretebilirdiniz, neden benzerliklere yer verdiniz?

Benzerlik konusunda haklısınız. Fakat 1000Kitap’ın Twitter’dan işlevsel olarak farklı olduğunu düşündüğüm için farklılaştırma çabası içerisine girmedim. Mevcut tasarım çok iyi olmasa da mobil uyumu açısından en uygunu. Ayrıca bir yazılımcı olarak tasarım bakımından yetersiz olduğumu kabul ediyorum. Maddi olanaklar arttığı ölçüde tasarımı işinin ehli insanlara teslim etmeyi umuyorum.

 

1000Kitap’a baktığım zaman kuruluştan bu yana birçok yeni özellik gelmiş. Facebook’ta, Twiter’da yaşanan en küçük yenilik tüm haber ağlarını meşgul ediyor ama Türkiye’de yerli sosyal medya girişimlerine medya gereken ilgiyi göstermiyor. Size göre, bu konuda eksiklik nerede?

Bunun temelde 2 sebebi bulunmakta. Birincisi yerli olanı küçümseme alışkanlığımız. Dolayısıyla özgüvensizliğimiz. İkincisi de girişim haberleri yapan medya ağlarının hatır, gönül üzerine çalışması. Bu ikisi de gelişmemiş bir ülke olmamızdan kaynaklanıyor. Sırf bu yüzden aslında Türkiye’de düşünülmüş, bizim girişimcilerimiz tarafından üretilen ama İngilizce bir isimle ve Türkçe dil desteği olmadan sunulan girişimler bile var. Ve açıkçası sonradan Türkçe dil desteği verdiği için insanlar daha fazla şans veriyorlar. Fakat 4 sene önce 1k’yı kurduğum zamanla şimdi arasında olumlu anlamda çok gelişme olduğunu düşünüyorum. 1k gibi girişimler arttıkça bu yanlış düşüncelerden sıyrılacağımıza inanıyorum. Bu anlamda bu röportaj imkanını tanıdığınız için size ve Medyanoz ailesine de teşekkür ederim.

 

Yeniliklerinize baktığım zaman şikayet gerekçeleri arasına eklenmiş bir “uyarısız spoiler” özelliği görüyorum. Kitap severin bir numaralı kabusu olan spoiler belasıyla mücadele konusunda şikayetler ne sıklıkla takip ediliyor? Bir dipnot olarak sitede spoiler’e Türkçe karşılık bulamadığınızı belirtmişsiniz, biz Medyanoz’da “sürprizbozan”ı kullanıyoruz. Tavsiye ederiz. 🙂

Şikayet sistemi çok aktif kullanılıyor 1k’da. Şikayetler her ne kadar şu sıralar biraz yavaş çözümlense de her şikayet moderatörler tarafından tek tek inceleniyor. Ve şikayet eden okurlar da şikayet durumlarını takip edebiliyorlar. Bir içeriği şikayet edilen okurlarda bu şikayetleri görebiliyor. Böylece moderatör müdahalesi olmadan bir çok okur şikayetleri görür görmez zaten incelemelerini düzeltiyorlar. Aksi durumda da moderatör müdahale edebiliyor. Bu yüzden spoiler meselesinde bir sorun olmuyor. “Sürprizbozan” hiç fena durmuyor. Kendi içimizde tartışıp devreye alabiliriz. 🙂

1000-kitap-ile-ozel-roportaj-medyanoz-universite-medya-birligi-com-03-Yerli bir sosyal medya girişiminin karşılaştığı sıkıntılar nelerdir?

Teknik, maddi birçok sıkıntı ile beraber en önemli sorun insanımızın yerliye olan olumsuz bakış açısı diye düşünüyorum. Söyleminde milliyetçilik olan insanlarda bile buna denk geliyorum. Bana göre yerli bir sosyal ağ, yerli bir savaş aracından daha değerlidir. Yerli malı haftası gibi, yerli girişimler haftası yapmak gerek. 🙂 İnsanların kafasındaki bu algıları yıkabilirsek -ki sadece iyi yerli girişimler ile yapılabilir- gerisi gelecektir. Çünkü teknik anlamda iyi, zeki insanlar bizde de var. Sadece bunları sahiplenmek, destek olmak yeterli olacaktır.

Özelde ise güvensizlik ve bakış açısı sorunu bulunmakta. Bu anlamda girişimciler de sorunlu. Yabancı bir sosyal ağda hukuka aykırılık, nefret gibi sınırlı nedenler dışında paylaşımlarınıza müdahale edilmezken yerli bir sosyal ağda siyasi fikrinizden, dini fikrinizden dolayı da müdahale edilebilmekte. Bir sosyal ağı kullanabilmek için her şeyden önce kullanıcının kendini rahat hissetmesi gerekmektedir. Büyük emeklerle yaptığınız paylaşımlarınızın bir sabah önemsiz bir nedenden dolayı yok edilmiş olma riskinin bulunduğu bir yerde kimse bir şey üretmek istemeyecektir.

Ayrıca bu konuda şunu da belirmek gerek ki dünyanın ilk sosyal ağı ekşi sözlük’tür. 1999’da Sedat Kapanoğlu tarafından açılmıştır. Kurucusu karşılaştığı hukuki sorunlardan dolayı ABD’ye yerleşti geçen sene. Çünkü hukuk sistemimiz ve insanımız Facebook’taki bir paylaşımdan dolayı paylaşım sahibine yönelirken yerli bir ağda örneğin ekşi’de direk siteye ve sahibine yönelebilmekte. Bu açıdan yerli girişimler için hukuk ilkeleri çerçevesinde girişimcilere nefes alabilecekleri bir ortam da sunabilmek şart.

Twitter’da size gelen iletiler arasında şunu gördüm: “Google’a 1000 yazdığımda arama önerilerinde ilk sırada 1000 euro kaç tl yerine ‘1000kitap’ çıktığı zaman ülkemizde bir şeyler değişmiş demektir.” Günümüz şartlarını, okuma alışkanlıklarını göze alarak böyle bir şeyin gerçekleşmesini mümkün görüyor musunuz?

Bu iletiye ‘o zaman 1000kitap da teknik anlamda gelişmiş olacaktır’ demiştim. 🙂 Teknik açıdan tabiki mümkün bir durum. İnsanların okuma alışkanlığı açısından ise elimde ciddi bir veri yok. Fakat 1k üzerinden gördüğüm kadarıyla özellikle genç kadınlar arasında okumaya ciddi bir eğilim var. Bir okuma trendi var desek yanlış olmaz herhalde. 1k’nın ülkenin okuma alışkanlığına kitlesel olarak bir etkisi şimdilik yok. Fakat 1k’ya kaydolan okurlar özellikle 4-5 aydan sonra daha iyi bir okur olduklarına dair iletiler paylaşıyorlar. Belki bir gün 500 binlerle ifade edebileceğimiz bir okur sayısına ulaşabilirse, ülkemizin uzun vadede okuyan bir ülkeye evrilmesine katkısı olacaktır.

Son olarak 1000kitap neler yaptı ve geleceğe yönelik projeleri nelerdir?

Önem sırasına göre yapacağımız küçük, büyük bir çok geliştirme ve eksiklik var. Fakat bunların dışında 1000Kitap’ı bir an önce kurumsallaştırmak, benden de bağımsız olması, teknik bir ekibe ve ofise kavuşması için çalışıyorum. Yazarlar ve yayınevlerinin direk okurlara ulaşabileceği, mobil uygulamalarının yayınlanmış olduğu bir 1k var gelecekte. Okurlar çok aktif ve üretken. Bu yüzden iyi bir ortam sunulursa içerisinden pek çok proje çıkacaktır zaten. Örneğin şu ana kadar 5 ilde okuma grupları kuruldu, site içerisinde hikaye tamamlama etkinlikleri yapıldı, Antalya’da Medical Park Hastanesi Onkoloji Servisine hediye kitap etkinliği yapıldı.