Blogunuza Daha Fazla Ziyaretçiyi Çekmeniz için Dikkat Etmeniz Gereken 16 Madde

253

Dijital çağda artık hemen hemen herkesin big blogu var. Ancak bazıları bu konuda diğerlerinden daha iyi. İnternetin sonsuzluğunda, bir blog tam olarak 100 milyonda birdir. Sadece WordPress’te, ayda bloggerların 64.8 milyon yeni gönderisi yayınlanıyor.

Başka bir blog sitesi Tumblr’da, kurulduğu yıl olan 2007’den beri nerdeyse 100 milyar gönderi paylaşılmış. Milyonlarca işletme, özellikle sınırlı pazarlama bütçesi olanlar, müşterileriyle buluşmak için bir blog sayfasına güveniyor.

Peki daha fazla kişiye ulaşmak için neler yapılmalı? İşte size veya işletmenize ait blogun trafiğini artırmak için ipuçları.

Hedef kitlenizi bulun

hedefkitle

İlk adım, trafiği düşük bir blogu doğru hedef kitleyi bularak trafiği düzeltmek. Buna karşın, eğer doğru kitlenin kimler olduğunu bilmiyorsanız, neden tıklamadıklarını da çözemezsiniz.

Eğer ayırdığınız fazladan bir bütçe varsa, profesyonel kitle araştırmasına yatırım yapmayı düşünün. Ama muhtemelen bu sorunu düzeltmede kendi başınıza olduğunuz için bu gönderiyi okuyorsunuz. Öyleyse işte size hedef kitlenizi bulmanız için bazı öneriler:

1. E-posta listeniz ve anket aracınızla (Survey Monkey gibi), var olan müşterilerinize ne aradıklarını, okuduklarını ve paylaştıklarını sorun.

2. Müşterilerinizle en yakın iletişim kuran takım arkadaşlarınızla (satış temsilcisi, müşteri destek çalışanları gibi) blog fikirleri üstüne fikir yürütün.

3. İşiniz için anahtar cümleler arayın ve lider bloglarda tarayın. O sayfaları ve o sayfaları takip edenleri sosyal medyada takip edin.

İlginç başlıklar bulun

ilginc-basliklar

İlgi sahibi olduğunuz ilginç bir konu bulun ve buna bağlı içeriklerle insanların cevaplamanızı istediği soruları cevaplayın.

Aradığınız bir başlık hakkında hangi soruların sorulduğunu gösteren Quora ile insanların çeşitli alanlarda neden bahsettiğini anlayabilirsiniz. Ayrıca bir başlık veya domain ismi arandığında en çok paylaşılan içeriği çıkaran BuzzSumo var. Diğerleri bir şeyler söylediğinde görmek için Google Alert kurun.

Başlığınızı bulduktan sonra, işiniz hakkında okuyup çevreleriyle iletişimde değinecek ve konuşmaya katacak kişiler bulmanız gerekiyor:

Online forumları ve popüler blogların başlıklarını takip edin.

Konuyla alakalı Twitter konuşmaları, Facebook grupları, LinkedIn grupları, Google+ toplulukları, Instagram etiketleri gibi var olan sosyal ağları kendinize yönlendirin.

Gerçek dünyaya adım atın. Gerçek hayatta insanlarla iletişim kurmayı ihmal etmek daha kolaydır. Ama uzmanlık alanı konferansları (Webrazzi etkinlikleri gibi) ve diğer gerçek toplantılar ufkunuzu genişletebilir.

SEO’yu Anlayın

SEO Perfect Company

Eğer SEO’yu anlarsanız, kullanıcıların daha çok kullandığı anahtar kelimeleri önplana çıkararak, arama motorları vasıtasıyla blogunuza trafik akışı sağlayabilirsiniz

Google’ı, herhangi bir günde trend olan aramaları bulmak veya anahtar kelimeler ne sıklıkla tarandığını öğrenmek için kullanabilirsiniz. Ayrıca daha trend olanları öğrenmek için Twitter, Facebook  ve LinkedIn Pulse’da trend başlıkları kontrol edin.

Üst başlığınıza, URL ve içeriklerinize bu anahtar kelimeleri ekleyin. Arama motorlarının kullanıcılar için aradığı sadece en iyi içeriğe sahip olanlardır. Görsellerinize anahtar kelimelerle isim koymayı unutmayın çünkü Google’ın robotları görsel isimlerini de tarıyor.

Eğer uygun isimlendirilmiş backlink ile diğer blog sizin sayfanıza link verirse, bu SEO’nuza yardım eder. Diğer blogcuların size yönlendireceği trafik üzerinde fazla kontrol sahibi olamayabilirsiniz. Bu durumda yapılacak bazı şeyler var:

1. İyi oluşturulmuş bloglara başlık alanınızda yorum yapın. İyi haber bu yorumlar backlink sayılır ve içerdiği içerik tamamen elinizdedir. Gravatar hesabınız olduğundan emin olun ki yorumlarınız profesyonel bir fotoğrafınız ve sitenize bir link ile görünsün.

2. Ziyaretçi gönderilerini okuyun. Oluşturulmuş blogların sahipleriyle iletişim kurun ve sitesinde görünmesi için bir ziyaretçi gönderisi yollayın ve sitenize backlink verecek bir blog ayarlayın. Siz oraya içerik, orası da size backlink sağlamış olur.

3. Alakalı içerikleri ön plana çıkarın. Yeni blog gönderilerinizde eski olanlara link bulundurun. Bunu ilgili anahtar kelimelere link vererek sağlayabilirsiniz.

4. Bloglarınızı sosyal medyada paylaşın ve çevrenizi de aynısını yapmaya teşvik edin. Sosyal paylaşımlar da SEO’nuza destek olur.

5. Elbette, ilginç ve orijinal içerik üretmek. Bu da diğer insanların sizin gönderinize daha hızlı link vermesini sağlar.

Lafı uzatmayın

cok-konusmak

Blog gönderinizde buraya kadar olan maddeleri uyguladınız mı? Güzel. Devam edelim.

Bir blogda kullanıcının kaç kelime okuyacağı ile ilgili kesin bir bilgi yok. Ancak araştırmalar genelde çok az olduğunu gösteriyor. Uzun yazıların yüzde 20-30 kadarının okunduğunu biliyoruz. En çok okunanan pazarlama gurusu Seth Godin, ultra kısa blog girdileri konusunda isim yapmıştır.

Eğer içeriğiniz güzelse uzunlukta aşırıya kaçmayın -ne kısa ne de uzun olsun-. Çünkü size  backlink ve sosyal paylaşımları sağlayacak olan şey uzunluk değil içeriktir.

Düzenli gönderi yapın

Uzunluk gibi, gönderi sıklığı konusunda da kesin kurallar yoktur.

Bazı bloglar günde birkaç kez yayın yapar bazıları ayda bir. Ama uzmanlar ve başarılı blogcular blog gönderi çizelgesinde birkaç şeyi vurguluyor:

1. İstikrarlı olun. İçerik ajandası oluşturun – ister haftada bir ister her hafta pazartesi, çarşamba, cuma günleri için – ve bunu blogunuza koyun, böylece okuyucularınız yeni materyali ne zaman beklemeleri gerektiğini bilsinler.

2. Frekansa uyun. Eğer düzensiz bir blogcuysanız, ayda 200 kelimelik ve bölümler halindeki gönderiler sizin için uygun bir strateji değil. Uzmanlar düzensiz blogcular için iyi araştırılmış, uzun yazıları öneriyor.

3. Güçlü içerik sağlayın. “Abi bu içerik efsane olmuş!” sözünü sık sık duymanız gerekiyor.

Okuyucularınıza nefes aldırın

Görsel olarak daha çekici olmak için, yazınıza ara verin. Hiç kimse bir linke tıklayıp kelime duvarıyla karşılaşmak istemez.

Website tasarımı önemli, ama blog tasarımı da öyle. Uzmanlara göre insanlar görsel ve yazı olarak daha uyumlu bilgilere daha iyi tepki veriyorlar. İnsanların yüzde 40’ı görsele daha iyi tepki veriyor.

Yani, insanların yazıdan çok görselle ilgilenmesi çok da şaşırtıcı değil. Facebook’un 1.3 milyon en popüler paylaşımı üstüne yapılan bir çalışmanın sonunca göre fotoğraflar, etkileşim için en ideal içerik tipi.

İçeriğinizi sosyal ağlarda blog gönderinizdeki fotoğrafla paylaşırsanız, o görsel, paylaşımların daha istekli yapılmasını sağlar. Örneğin Twitter kullanıcılarının tweet içeriği resim içerdiğinde yüzde 35 daha fazla paylaştıkları üzerine bir rapor var.

Flickr’ın herkese açık bölümünü, ThinkStock, iStock gibi fotoğraf sitelerini kullanmak iyi bir çözüm olabilir. Flickr’da ücretsiz fotoğrafları kullanırken telif haklarını kontrol etmeyi de ihmal etmeyin.

DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN!