Dijital Sanat

773

21. yüzyıl yaşam biçimi, tamamıyla hayatımızı değiştiren teknolojinin baskınlığını her yerde hissettirmeye devam ediyor. Daha çok bilgisayar kullanılıyor, gün içinde sosyal medyayı sürekli takip ediliyor hatta cep telefonları ile birer uzvumuzmuş gibi duygusal bir bağ kuruyoruz. Sadece bununla da kalmamış hayatımızı kolaylaştıracak ve ilgi alanlarımızla bağlantılı her alanda fazlasıyla kullanır olduk. Hızlı yaşamın ve çabuk tüketimin potansiyelimizi artırması elbette kaçınılmazdı. Doğal olarak günlük hayatımızın bu denli içinde olan teknolojinin, bilim ve sanatın da birleşmesiyle çağdaş söylemleri beraberinde getirerek karşımıza çıkmasına bu kadar şaşırmamak gerek. Yüzyıllar öncesinden başlayıp devam eden ve günümüze kadar gelen bu süreçte üretenin elinde olan olanakların klasik sınırlarını zorlaması, iletişim teknolojisinin tüketimi biçimlendirmesi ve sanatı seçkin bir konumda tutmaya devam eden müzeler, koleksiyonlar, galeriler ile mekan kavramının da yeniden sorgulanmasına neden olmuştur.

Günümüzün yeni medyası olan interneti ele aldığımızda paylaşım ve sanatsal tüketimin yoğun olduğu bir alana dönüşmüştür. Hayatımızda bu kadar çok yer kaplayan dijital tekniklerin çeşitliliği sanatçılarında üsluplarında farklılıklar getirmiştir ve karşımıza çıkan ilk kavram “Dijital Sanat” olmuştur.

Van-Gogh-Alive-Dijital-Sanat-Sergisi

Avrupa’da ve Türkiye’de ilk kez İstanbul’da açılan interaktif sergilerinden biri olan “The Great Masters” ile  Michelangelo’nun “Davud” heykelini,Sistine Şapelini” , Leonardo’nun “Son Yemek” freskini, anatomi çalışmalarını, Raphael’in yapmış olduğu birçok resmi ve “Atina Okulu freskinin” detaylı incelemesini dokunmatik ekranlar ve interaktif uygulamalarla öğrenme ve deneyimleme fırsatı yaratıyor.

Son günlerde ise İstanbul’da bir biri ardına açılan dijital sergiler ses getiriyor. Ziyaretçileri iki yüzyıl öncesine götüren sergilerde 18.yüzyıl döneminin ressam seyyahlarının eserlerini dev ekranlara, duvarlara, kolonlara, zemine, tavana yansıtılıyor. Dev perdelerde canlandırılıyor. Bu görsel şov canlı bir ışık, renk ve ses senfonisi sunarak unutulmaz bir deneyim yaşatması elbette kaçınılmaz. Sanatsal bir yönünün olup olmadığı ise ayrı bir tartışma konusu. Yapıtların orjinali paylaşılmadığından sanatsal bir eylem alanı olarak durmasa bile daha fazla kişiye ulaşabiliyor. Bu açıdan bakılınca teknoloji ve sanatın işbirliğiyle sektörde sıyrılmak isteyenler için bile yeterli. Sanata yeni bir bakış kazandırmasıyla daha önce görmezden gelenlerin dahi ilgisini çekmeye devam ediyor.