Eğitimde Dijital Dönüşüm Nasıl Gerçekleşecek?

265

Eğitimin 19. yüzyıldan kalma alışkanlıklarla, 21. yüzyılda başarılı olamayacağı bir gerçek. Hem akademik, hem kurumsal anlamda eğitimin her açıdan yeniden tasarlandığı bir döneme girdik. Bu dönemin şartları ve önceliklerinin neler olacağı, bir dijital dönüşüm konferansında masaya yatırıldı.

Son yıllarda dijital platformların ve uygulamaların hayatımıza girmesiyle değişim yaşayan birden çok disiplin ile karşı karşıyayız. Marka, pazarlama, insan kaynakları, hukuk bu listenin ilk sıralarında yer alıyor. Ancak yine listenin en üstlerinde yer alan ve aslında tüm disiplinleri kapsayan bir başka üst disiplin de dijitalden payına düşeni fazlasıyla almaya başladı. Eğitim, dijital bir rüzgârla değişime uğrarken kendine bağlı tüm alt başlıkları da beraberinde dönüştüreceğe benziyor.

Eğitim, hem akademik alanda hem kurumsal alanda önemli bir yere ve öneme sahip. Eğitimin akademik alanda dijital dönüşümü, öğretmen ile öğrenci arasında yeni ve deneyimsel bir köprünün oluşmasını sağlarken, kurumsal alanda profesyoneller açısından zaman ve mekândan bağımsız öğrenimin kapısını aralıyor.

Kurumsal dünyaya hazırlanan profesyonelleri eğiten akademik dünyanın ve kurum içindeki profesyonellerin kurum içi eğitimlerinin yeni nesil ve dijital bir yaklaşıma sahip olması her iki tarafın da geleceği yakalaması ve verimlilikleri açısından büyük bir önem taşıyor.

Dijitalin tüm toplumsal yapıda köklü değişiklikler getirdiği günümüz dünyasında, İstanbul Bilgi Üniversitesi de eğitimin değişen dinamiklerini dijital dönüşüm bağlamında ele almak üzere Aralık ayında geniş katılımlı bir etkinlikte bu konuyu tartıştı. Bu sebeple, farklı okullardan akademisyenlerin, kurum temsilcilerinin, sivil toplum örgütlerinin ve daha birçok paydaşın katılımıyla “Eğitimde Dijital Dönüşüm Konferansı” gerçekleştirildi.

Konferansın en önemli hedeflerinden biri konuşmalar, tartışmalar ve sunumlar sonucunda eğitimde dijital dönüşüm açısından bir çıktı elde etmek ve bu konuda katılımcıların mutabakata vardığı ortak aklı yansıtan bir manifestoyu eğitim camiası ve diğer tüm profesyonel disiplinler ile paylaşmaktı.

Etkinliğin bitiminde yapılan tüm konuşmalar, tartışmalar ve sunumlardan geriye kalan mesajlar ile aslında hem akademik dünya için hem kurumsal dünya için artık eğitimin eski nesil bakış açısıyla gerçekleşemeyeceği net bir şekilde ortaya çıkmıştı.

Konferans ile ortaya çıkan bu mesajları farklı açılardan sizlerle paylaşmak istiyorum: 

Eğitim Teknolojileri Açısından Dijital Dönüşüm

  • Eğitimin dijital dönüşümünde kullanılan cihazlar ya da uygulamalar yalnızca birer araçtır. Dönüşümün yalnızca bu araçların kullanımını yaygınlaştırarak gerçekleşmesi beklenemez. Bu yüzden bunu bir zihniyet meselesi olarak ele alıp, kullanılan cihazdan ziyade içerik, yazılım ve eğitimcilerin niteliği konularına eğilmek gerekmektedir.
  • Öğrencilerin teknik üretim konusunda teşvik edilmesi olumlu bir gelişme olmakla birlikte; bu üretim, dijital okuryazarlık ve içerik üretimi becerileriyle desteklenmelidir.
  • Dijital dönüşüm tablet ve uygulamayla değil, dinamikler ve dinamikler üzerindeki değişimler ile mümkündür.
  • Eğitim teknolojilerinde oyunlaştırma yöntemi, öğrencilerin problem çözme ve kritik düşünme becerilerine katkı sağlamaktadır.
  • Eğitimde dijital dönüşüm kısa sürede gerçekeleşecek bir devrim olarak algılanmamalı, uzun vadeli bir evrim olarak görülmelidir ve bu süreç profesyonel/akademik çevreler tarafından yönetilmeli ve yönlendirilmelidir.

Öğretmen-Öğrenci-Öğrenme Açısından Dijital Dönüşüm

  • Eğitimde dijital dönüşüm, öğrenciyi eğitim sürecinde etkilenen olmaktan çıkarıp bir bileşen haline getirmeyi hedeflemelidir.
  • yy’da eğitim; iletişim, kritik düşünme, yaratıcılık, iş birliği, dijital okurluk becerilerini kazandırabilecek nitelikte olmalıdır.
  • Online ve offline eğitim arasında bir tercih yapmaktansa bu iki eğitim modelini sentezlemek gerekmektedir.
  • Dersler artık öğrencinin alışkanlıkları üzerinden dizayn edilmelidir. Öğretmen öğrencinin içgörülerini bilebilmelidir. Öğretmenin, öğreten olmaktan çok, bir yol gösterici olmaya dönüştüğü bir dönemdeyiz.
  • Öğrenciler için ilham, cesaret ve uygulamaya dayalı deneyimler tasarlanmalıdır. Bu deneyimler tasarlanmadan yola çıkıldığında dijital eğitim sürecini yönetmek mümkün değildir.
  • Eğitim konusunda zamandan, mekandan ve cihazdan bağımsız ortak bir akıl ve disiplin oluşturulmalıdır.
  • Öğretmenin rolü bilgi çağında değişmektedir. Öğretmen bilgiyi kendinde saklayan bir unsur olmaktan çıkıp, öğrenciyi nitelikli ve çeşitli bilgi kaynaklarına yönlendirmeye başlamaktadır.
  • Önemli olan sınıfın ortalama hızına göre değil, her öğrencinin kendi hızına göre öğrenmesidir. Eğitimde dijital dönüşüm bunu getirmektedir.
  • Eğitimde dijital dönüşüm için önce hedefler belirlenmeli, ardından altyapının yeterliliği kontrol edilmelidir. Öğretmenin dahil edilmediği, görüşlerinin alınmadığı çalışmaların başarılı olması mümkün değildir.
  • Eğitimde not ile ölçümleme yaparak sonuç yaratmak yerine, hikâyeleştirme ile öğrencinin sürecin içinde aktif rol alması sağlanmalıdır.
  • Uygulamaya geçilmeden önce pilot çalışmaların yapılması, uygulamanın avantaj ve dezavantajlarının belirlenmesini ve gerekli değişikliklerin yapılması için geri dönülebilir bir aşamada olmayı sağlayacaktır.

Yerelde ve Globalde Dijital İçerik Açısından Dijital Dönüşüm

  • Konu dijital olduğunda dikkat etmemiz gereken konular arasında ilk sıralarda güvenlik olmalıdır. Dijital kimliğimizin güvenilirliğini sağlamak, sosyal öğrenmeden önce atmamız gereken bir adımdır.
  • Dijital içerikle ilgili en büyük problemlerden biri bilgi kirliliğinin yoğunluğudur. Fakat bu problemi de yine dijital mecraların sunduğu, kaynak güvenilirliğini test etmemizi sağlayan araçlarla çözebilmekteyiz.
  • Dijital projelerin amaçlarından biri de eğitimde yerel ekosistemi canlandırmak ve geliştirmektir.
  • Türkiye’de eğitimde dijital dönüşümün önündeki en büyük engellerden biri de dijital içerik yetersizliğidir. Dijital içerik basılı bir yayının online formatından çok daha fazlasıdır.

Eski alışkanlıklarla devam edilemez

Tüm bu açılardan çıkan sonuçların bizi götürdüğü en önemli nokta; eğitimin 19. yüzyıldan kalma alışkanlıklarla, 21. yüzyılda başarılı olamayacağı gerçeğidir. Hem akademik, hem kurumsal anlamda eğitimin her açıdan yeniden tasarlandığı bir dönemde bu zorlu sınavda başarılı olmak dileğiyle.

HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN