Girişimcinin Hayalindeki Sevgili; Melek Yatırımcı!

271

Kabul etmeliyiz ki son 12 yılda Türkiye’de köklü değişimler oldu. Gerek siyasi gerek ekonomik ve gerekse sosyolojik bir takım yeniliklerle karşılaştık. Bazısı hoşumuza gitti ama birçoğunu benimsemekte zorlandık. Ülke bir nevi baştan aşağı tadilâta uğradı. Bunda hiç şüphesiz Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yerine getirmemiz gereken görevler de etkiliydi. Fakat bizdeki bu değişim rüzgârı bana kalırsa son 3 yıldır eskiye nazaran daha bağımsız esiyor. Belki AB’den umudumuzu kestik belki de “biz bu işi biliyoruz” havasına girdik. Orasını bilemem zaten şimdi konumuz bu değil. Bu yazıda girişimci – melek yatırımcı arasındaki bağı, ilişkiyi, yakınlığı anlatacağım. Bahsettiğim kavramlar yine Türkiye’nin son 12 yıldaki performansı sonucu dilimize girmiş oldukları için böyle bir girizgaha ihtiyaç duydum.

Öncelikle girişimciden bahsetmek gerekiyor. Sanırım bu hiç kolay olmayacak. Üniversitede halkla ilişkiler dersi alan, bu bölümü okuyan veya mezunlar şunu iyi bilir ki halkla ilişkilerin tek bir tanımı yoktur. Neredeyse alanında uzmanlaşmış her duayen kendi halkla ilişkiler tanımını ortaya koymuştur. Girişimcinin tanımını yapmak bu yüzden zor işte. Zira bence girişimcinin de tek bir tanımı yok. Biz yine de Türk Dil Kurumu’na bağlı kalalım. Bakın TDK girişimciyi nasıl tarif ediyor; “Ticaret, endüstri vb. alanlarda sermaye koyarak girişimde bulunan kimse, müteşebbis”

Bu tanımda eksik olan bir şey var o da şu ki sermayeni ne olduğuna özel manada değinilmemiş. Para mı, mülk mü, insan mı, lojistik mi nedir tam olarak bu sermaye?

Bugün Türkiye’de küçük ve orta ölçekli işletmelerde (KOBİ) bir girişime karar verildiği an emin olun sermaye en son konuşulan şey oluyor. Bizler barter sistemini seviyoruz ve bata çıka ama stabil bir seviyede ilerlememizin nedeni de bu. Sermayeyi ana dayanak değil yardımcı kuvvet olarak görüyoruz. Kısacası, şans eseri veya anlık geliştirilen stratejik hamleler sayesinde ilk 18 ay işletme ayakta kalıyorsa bunun nedeni sermayenin gücü değil Türk insanının kıvrak zekâsıdır. Ne derece profesyonel derseniz bu bakış açınıza göre değişir. Size göre profesyonelcedir bir başkasına göre profesyonelce değildir. Nesnel bir yargı üretmemiz zor.

Benim girişimci tanımıma gelecek olursak; “sahip olduğu sermayeyi (para, network, lojistik, mülk, hazır müşteri) uygun biçimde kullanan ve sermayeden en uzun süre faydalanan yeniliğe ve gelişime açık kişidir.”

Girişimcimizi tarif ettiğimize göre şimdi izleyeceği yolu anlatalım. Daha evvelki makalelerimde, tabelasını asmış olan girişimcinin müşteriye hangi kanallardan ulaşacağını ve bunu yaparken kullanacağı reklam stratejilerine değinmiştim. O yüzden aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum.

Girişimci tüm aşamaları step by step geçip marka konumlandırmasını yapmalıdır. Genelde bu süreç 3 ile 8 ayda tamamlanmak zorundadır. Eğer ilk 8 aydan sonra halen markanızı sağlam bir zemine oturtamamışsanız alarm zili çalıyor demektir. Ama biz her şeyin yolunda olduğunu farz edelim. Evet altıncı aydasınız, kendinizden eminsiniz ve işlerin büyümesi gerektiğini düşünüyorsunuz ancak elinizdeki sermaye buna müsait görünmüyor. O halde ihtiyacınız olan şey bir ortaktır. Burada oklar ikiye ayrılıyor. Melek yatırımcılar (Angel Funding) ve Risk Sermayedarları (Vanture Capital)… İkisi arasında büyük farklar olduğunu söylemek isterim. Belki bir başka makalede bu farkları konuşuruz. Şimdi Melek yatırımcılar üzerinden devam edelim. Bu arada az önce 3 – 8 ayda marka konumlandırmasının oturtulmasının önemine değindim. Çünkü melek yatırımcıların ilgisini çeken asıl mevzu, işletmenin aylık geliri değil o markanın değeridir. Maddi destek olduktan sonra sektörde söz sahibi olmak zor değil yatırımı düzgün kullanırsanız elbet kâr elde edersiniz fakat ne kadar para harcarsanız harcayın bir işletmeyi marka etmek bazen mümkün olmayabilir veya çok zaman alabilir. İşte melek yatırımcıların, yaptıkları her yatırımın konuşuluyor olmasında bunun payı büyüktür.

HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN