Giyimin Cinsiyete Göre Ayrılmasına Eleştirel Bir Bakış – Kendin Olma Sanatı

181

Hiç içinizden gelmediği zaman gülebiliyor musunuz?

Solak olmadığınız halde sol elinizle yazı yazdığınızı sanmıyorum. Ya da gideceğiniz yere geri geri yürüdüğünüzü… Makyajı sevmediğiniz halde çok ağır makyajlarla dolaştığınızı sanmıyorum. Siyahı severken pembe giydiğinizi de düşünmüyorum. Ben sizin sevdiğiniz şeyleri, olmanız gerektiği şeyleri yapınca kendinizi iyi hissettiğinizi düşünüyorum. Ara sokaklardan giderseniz kısa yoldan ulaşabileceğiniz bir yere gidebilecekken sahili görebilmek için yolu uzattığınızı düşünüyorum.unisex-universite-moda-1

 

Canınız sıkkınken güldüğünüzü de düşünmüyorum. Evet böyle düşünüyorum, çünkü gülmek dudakların kıvrıldığı bir kas hareketi değil. Gülmek ruhunuzun da size eşlik ettiği bir duygudur. Her güldüğünüzde gerçekten gülmezsiniz…unisex-universite-moda-2

Yaşamışsındır, belki biliyorsundur. Bastırdığın her şey katlanarak çıkar karşına. Bazen bastırmaya çalışmışsındır. Ama kendinle baş başa kaldığında kalbinin içindeki her şeyle yüzleşmişsindir. Eninde sonunda bulmuştur seni bastırmaya çalıştığın duygu.

 

Hiç sevmediğin müzikleri dinlemeye bile katlanabildiğini sanmıyorum. İnsanlar utanınca yüzü kızarır, korkunca elleri titrer, üzülünce gözleri dolar. İnsan kendinin haberi olmasa bile, kendi isteğiyle bir reaksiyon vermese bile bedeni o reaksiyonu verir. Ruhunuz, bedeniniz içinde bulunduğu durumu talep eder sizden daima.

Durum böyleyken, insanlardan oldukları gibi davranmamalarını nasıl istersiniz?unisex-universite-moda-3

 

Bu bir insandan mutsuzluğu talep etmektir. Taklitçiliği talep etmektir, sahteliği talep etmektir. Özgürlüğünü gasp etmektir. Bu bir insanı kırmaktır. Ruhunda yaralar açmaktır. Bu bir insandan insan olma yetisini, insan olmanın gerektirdiklerini elinden almaktır. Bu düpedüz bir insanın hayatını çalmaktır.

 

unisex-universite-moda-4

Ne olur bunu hiç kimseden istemeyin.
Dolayısıyla nasıl giyinmesi gerektiğini de söylemeyin kimseye.
Bir insan nasıl hissediyorsa, nasıl istiyorsa öyle giyinmesi gerekiyordur. Ağaçlar toprağın altına doğru uzamaz, yağmur yeryüzüne yağar, gökyüzüne yağmaz. Bütün bunlar böyle olageldiyse, aksini talep edemezsiniz.

Başka şekilde olmasını, başkalaşmasını bu dünyadaki hiçbir canlıdan isteyemezsiniz…

Kendinizden de isteyemezsiniz, aşıkken aşık olmamaya çalışmak mutsuzken mutlu olmaya çalışmak kendi tabiatınıza aykırıdır ve başarılı olmazsınız da.unisex-universite-moda-5

Oyuncak ördeklerin, kedilerin tavşanların cinsiyetini belirtmek için kızsa kirpiklerini uzun yapıp bir de başına fiyonk koyarlar. Oyuncaklardan başlayarak çoğu çizgi film karakterinde erkekse biraz daha uzun ve yapılı, kızsa daha ince ve narin sembolize edilir. Erkek rengi mavi, kız rengi pembe. Kızlar bebeklerle oynar, erkekler futbol oynar. Kızlar kızlarla, erkekler erkeklerle takılır. Böylece neyin nasıl olması gerektiği bilinçaltımıza yerleşmiş olur.

Bu dahiyane bir tespit mi? Hayır. Bu gözlemi herkes yapabilir, herkes yapmalı da.unisex-universite-moda-6

 

Ortalamadan daha uzun ve yapılı bir sürü kadın var, keza minyon ve daha az yapılı bir sürü erkek de. Hep koyu renkler ve düz kumaşlar tercih eden kadınlar da var, kıyafetleri daha renkli olan erkekler de.
Tırnak uzatmayı seven erkekler var, çok uzun kirpikli erkekler var, kirpikleri kısa kadınlar var…

Ama cinsiyet farkını belirtmek adına yapılanlar insanların birbirlerini yadırgamasına sebep oluyor. Farklılıklara tahammülü kalmıyor kimsenin. Farklı hissetmek, alışılmışın dışında hissetmek yaralıyor sonra insanları. Herkes doğduğu cinsiyetin toplum tarafından konan kurallarına uyarak yaşayınca, giyinince mutlu olmuyor.unisex-universite-moda-7

 

 

Uzun boylu, vücut hatları belirgin olmayan, açık ten rengine sahip kızların ağırlıkta olduğu bir Avrupa ülkesinde yaşayan 13 yaşındaki bir kızın, vücut hatları alışılmışın dışında büyüdüğü için küvette saatlerce ağlaması da, yine bambaşka coğrafyadaki bir kızın estetik için para biriktirmesi de özünde aynı olay: hepsinin çıktığı yer kendini yadırgamak.
Önceki yazılarımdan birinde değindiğim gibi, medyanın dayattığı moda algısına uygun değilseniz kendinizden utanmanız gerekiyormuş gibi hissettiriliyorsunuz… Herkesten farklıysanız da aynı şekilde.

Bunu giyimle sınırlandırmamak lazım. Konuşma biçiminiz de farklıysa, ten renginiz, boyunuz, kilonuz alışılmışın dışındaysa yadırganıyorsunuz.

unnamed

Senin kusur olarak gördüğün şeyin başka birisine ne kadar muhteşem göründüğünü bilemezsin, keza sana muhteşem gibi görünen bir şeyin de başkasına ne kadar kusurlu göründüğünü… Kimin neyi nasıl göreceğini asla değiştiremezsin. Senin yapabileceğin tek şey en iyi arkadaşına, koruyup sahip çıkman gerekene, yani kendine iyi davranmaktır…Senin sen olamadığın bir dünya ne kadar harika olursa olsun içinde duramazsın. Çünkü harikalık sadece dışarıdan alınan bir şey değil, dışarının ve senin ortak katılımınla oluşan, ancak bu şekilde hissedebileceğin bir şeydir. Bunlardan biri eksikse, yani sen eksiksen o harikalık olmaz. (Yani harikalıktan kastım kurabiyeden evler, çikolatan şelaleler ya da Alice harikalar diyarı falan değil, bulunduğun yerde rahat olmak anlamında. Anlıyorsun dimi beni?)unisex-universite-moda-8
Sanırım artık aynı fikirdeyiz,en azından ben öyle umuyorum. Şimdi giyim konusunda kadın kıyafeti erkek kıyafeti şeklinde ayrım yapılmadığında işler nasıl oluyormuş bir görelim. Sonra da arenayı modacılara,stilistlere ve belki giyinmek isterseniz de sizin giyim tercihlerinize bırakalım. Öyleyse mutlu kalın.

Unutmayın,her kimseniz o olabilirsiniz. İstediğiniz her şeyi olabilirsiniz…

 

 

unisex-universite-moda-9unisex-universite-moda-10

unisex-universite-moda-11

 

unisex-universite-moda-12

 

unisex-universite-moda-13

unisex-universite-moda-14

 

unisex-universite-moda-15

 

 

unisex-universite-moda-16

unisex-universite-moda-19unisex10aunisex11

unisex12 unisex-universite-moda-18unisex8