İnovasyonla Başarıyı Yakalamak

564

İnovasyonun tanımı konusunda uluslararası düzeyde kabul gören kaynakların başında OECD ile Eurostat’ın birlikte yayınladığı Oslo Kılavuzu gelir. “İnovasyon, yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet), veya sürecin; yeni bir pazarlama yönteminin; ya da iş uygulamalarında, işyeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır.” Yani, Türk Dil Kurumu’nun “yenileşim” olarak çevirdiği İnovasyon, farklı, dikkat çekici, ihtiyaçlara cevap verebilir olan yeni fikirleri geliştirmek ve bunların sürekliliğini sağlamaktır. Bir ürün, fikir veya hizmeti geliştirerek bunların ticari gelir elde etme sürecini kapsıyor. Bu açıdan mevcut olan problemlerin çözümlenmesi kadar, yeni ihtiyaçlara cevap verebiliyor olması da gerekmektedir.

canstockphoto8172384

Günümüzde hızla değişen rekabet ortamında eğer firmalar inovasyonu iş sürecine ya da sonuca dahil edebiliyorlarsa uzun vadede ayakta kalmaları oldukça muhtemel. Ancak doğru bir inovasyon oluşturmak göründüğü kadar kolay değil. Her firma inovatif olmayı ve hızına bile yetişmekte zorlandığımız birçok yeniliği bir an önce keşfetmek istiyor. Ancak bu noktada unutulmaması gereken önemli adımlar vardır. Mesela, doğru araştırma yapma, girişimcilik ruhunu ortaya çıkarma ve sürdürebilir olması açısından önemlidir. Ayrıca, teknolojik, organizasyonel, pazarlama, hizmet, süreç ve ürün inovasyon’ları da doğru ve firmaların tüm faaliyetlerini kapsayan bütünsel nitelikler taşıyor olması gerekmektedir. Tüm bu aşamaları doğru bir şekilde yapamayan şirketler ve girişimcilerin yenileşim projelerinin büyük bir çoğunluğunun pazara ulaşımı yetersiz kalıyor ve yeniden düşünmeleri gerekeceğini hatırlatıyor. Başarısız örnekler olsa da, bunu bir proje olarak görmeyen, bir kurum kültürü ve dinamikliği gözüyle bakan başarılı örnekleri de var elbet. Mesela, her yıl “Dünyanın En İnovatif 50 Şirketi”ni yayınlayan Fast Company dergisinin listesinde Warby Parker, Apple, Google, IBM, Instagram, Alibaba, Tesla gibi birçok şirket ve sosyal medya kanallarını görebiliriz.

İnovasyon programları aynı zamanda bir ülke için sürdürülebilir büyüme, toplum refahı, artan iş imkanları anlamına da gelmektedir. Mesela, başarısını buna borçlu olan ülkelerin başınca Fillandiya’yı gösterebiliriz. Devletin yaptığı yatarımlar ve teşvik edici bir ortamla, güçlü bir ekonomi ve refah toplumu yaratıldı. Bu sayede tarıma dayalı ekonomi, ilk olarak sanayi ekonomisi ardından inovasyon ekonomisine bıraktı. Kendilerine özgü yarattıkları yenileşim metodlarıyla aklımıza gelen en başarılı örneklerdendir.

Günümüzde gelişen teknolojinin, değişken müşteri isteklerinin, bilgi ve teknolojiye kolayca ulaşabilen rakiplerin arasından ancak inovasyonla bir adım öne çıkmak mümkündür. Tek bir yeniliğin bile yeterli kalmadığı günümüzde her zaman bir sonraki adımın ne olacağı düşünülerek sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu açıdan inovasyon da planlama, uygulamaların netliği ve fırsatların iyi değerlendirilmesinden geçmektedir.