İstanbul Valisi Vasip Şahin Özel Röportajı

540

İstanbul Valisi Vasip Şahin, ya da miniklerin Vali amcası, Bayburt’ta başlayıp İstanbul’a uzanan başarı hikayesini Üniversite Medya Birliği’ne anlattı. Sosyal medyada hakkında yazılanlardan unutamadıklarını bizim için sıraladı. Kar tatili caps’leri ile ilgili görüşlerini açıkladı. Vali Vasip Şahin’e göre ideal bir üniversite öğrencisinde bulunması gereken özellikler, Vali’nin en büyük motivasyonu, İstanbul’da gençliğe yönelik yapılan projeler ve daha fazlası bu röportajda!

İstanbul Valisi sayın Vasip Şahin’e ve İstanbul Valiliği İl Basın Müdürlüğü’ne teşekkürlerimizle…

 

Bayburt gibi ülkemizin küçük bir şehrinden çıkan başarı hikayenizin şekillenmesinde hangi faktörler rol oynadı?

Şehirler medeniyet tasavvurunun vücut bulmuş halidir. İnsanların sistemli bir değerler bütünü oluşturduğu bu yapılarda, medeni insanın bilen, inanan, sevgiyle yaşama duygusunu içselleştirdiği bir boyut oluşur. Şehir için yapılan her şey aslında insana yapılan bir yatırımdır. Şehir ve şehirli aynı frekansın hayata yansımasıdır. Bayburt bu anlamda Anadolu kültür ağacının çekirdeği, kültürel mirasımızın beşiği ve medeniyet merkezlerinin incisidir. İkinci Hayber, ikinci Plevne olarak da bilinen şehrimiz; aynı zamanda dünyanın büyük ve uzun ömürlü imparatorluğu Osmanlı’nın son kalelerinden birisidir.

Diğer taraftan temelinde Bayburt halkının harcı bulunan Uluslararası Dede Korkut Kültür ve Sanat Şölenleri yıllardan beri varlığını korumakta ve edebiyat, tarih ve kültürün taşıyıcısı olmaya devam etmektedir. Bir anlamda Bayburt, yöre insanının toplanma noktası olmuş ve her türlü sosyal, kültürel, eğitsel, ekonomik ve sportif faaliyetleri gerçekleştirme noktasında; özgül ve yerel bir merkez niteliği kazanmıştır. Şehrimiz insanı, sadece düşüncelerini ifade eden değil, aynı zamanda proje üreten, sorunlara çözüm arayan ve hizmete ortak olan bir felsefeyle hareket etmektedir. Yaklaşık 5000 yıllık bir Türk şehri olan Bayburt, değerlerini yaşama ve geleceğe taşıma anlamında önemli bir kazanım merkezidir. Bireylerin kendilerini tanıması, toplumsal konulara duyarlılık sergilemesi, birlik ve beraberliği tesis etme ve barış içinde yaşama noktasında kıymetli bir kaynaştırıcı unsurdur. Bu anlamda yöre insanı her daim birleştirici özelliği ile şehrin dinamiklerini dengelemeyi bilmiştir. Kısaca değindiğim tüm bu değer ve kazanımların üzerimizde etkileri olmuştur.

Kastamonu, Muş, Ankara ve Düzce gibi ülkemizin farklı yerlerinde görevde bulundunuz. Hangi şehir veya hangi pozisyon sizi daha çok zorladı?

Burada her şehrin ayrı özellikleri bulunsa da azami gayretle çalıştığımız tüm şehirlere katkı sunmaya çalıştık. İşimizi kolay zordan ziyade halkımızla bütünleşerek verilen görevi layıkıyla yerine getirmeye ve halkımızın mutlu olduğu bir şehir oluşturmaya gayret ettik denilebilir.

ÖYLE BİR BAKIŞI VAR Kİ SANKİ TATİL EDECEK

Sosyal medyada hakkınızda yazılanları takip ettiğiniz oluyor mu? Okuduklarınızdan unutamadığınız bir tweet var mı?

Twitter’a çok fazla vakit ayırıp bakamıyorum. Zaman zaman dostlarımın ikazlarıyla ya da denk geldiğinde bakıyorum ve çocuklar gerçekten de çok sevimli ve zekice tweet’ler yazıyorlar. Gençlerimiz çok esprili, çok zeki nükteler yapıyorlar. Bazen cevaplayamayacağınız derecede zeka ürünü espriler yapıyorlar. Bir tanesi mesela “öğrenci çantasını hazırlamış Ya Vasip demiş” bizi gülümsetmişti.

Sosyal medyada size yazılan sorunlar ile ilgili herhangi bir müdahaleniz oluyor mu?

Halkımızın yazdığı sorunları takip ediyoruz. Gerektiğinde ilgili kurumlara talimat vererek sorunların çözümü üzerine çalışıyoruz.

Sizin için yapılan kar tatili caps’leri hakkında ne söylemek istersiniz?

Aklımda kalan tweet’lerden birinde bir fotoğraf galiba şöyleydi: ‘Öyle bir bakışı var ki sanki tatil edecek’ diye fotoğrafımın altına yazı yazmışlar. Bu çok hoşuma gitmişti. Tatil tabii ki öğrencilerin çok hoşuna giden bir durum. Ama bizim önceliğimiz öğrencilerimizin eğitimi. Onların bir gün bile eğitimlerinden geri kalmasını kesinlikle istemiyoruz. Şartlar dahilinde eğitimin devam etmesine gayret ediyoruz.

Çocuklarımız tabi tatilden çok mutlu oluyorlar. Ama biz çocuklarımızın eğitim öğretim hayatının aksamaması için her gün öğrenecekleri yeni bilgilerden geri kalmamasını önemsiyoruz. Biz o tatili alırken, öncelikle meteorolojik verileri dikkate alıyoruz. Yüzde 90’ların üzerinde tahmin yeteneğine sahip. Onu dikkate alarak, olabildiğince güne yakın saatleri, akşama doğru da anlık tahmin yapabiliyorlar.

Tabii hepimiz öğrenci olduk. Tatil fikri, tatilin kendisi öğrenci olarak çok hoşumuza gider, ancak ileriye dönük olarak baktığımızda, eğitimde ne kadar zaman geçirilirse o kadar faydalı olur.

TOPLUMUN ÖZ DEĞERLERİNİ KORUYAN BİR GENÇLİĞE İHTİYACIMIZ VAR

Gençliğe önem veriyorsunuz ve üniversitelere konuşmacı olarak katılıyorsunuz. Gençlerle buluşmalarınızda yaptığınız gözlemleriniz doğrultusunda ülkemizin geleceği için umut veren bir gençlik var mı sizce?

İnsan gücü tüm zamanlarda ulusların en büyük zenginlik  kaynağı olmuştur. Eğitim yoluyla devletler insan gücünü nitelikli, donanımlı ve kültürlü kılmak için azami gayret sarf etmişlerdir. En büyük yatırım insana yapılan yatırım olduğuna göre; eğitim, insanı insan yapan değerleri insana kazandırmada, düşünme yeteneğini geliştirmede malzemesi insan olan bu ince sanatı doğru kullanmayı zaruri kılar.

Günümüzde teknoloji hızla gelişmektedir. Mekan, donanım, elektronik alt yapı ve bilgisayarlaşma gibi teknik konular son derece önemli olmakla beraber benim üzerinde durmak istediğim insan yetiştirme fonksiyonudur.  Nihayetinde okul bir yerdir, mekandır onu değerli kılan oradaki ruhtur ve maneviyattır. Buradan gençlerin eğitimine eğildiğimizde; hayatın her alanında başarı diye somut ve aklı sınırlayacak bir yargının ötesine geçmemiz gerektiğini görürüz öncelikle. Allah tek tip, her alanda mükemmel insanlar yaratabilecekken neden herkese farklı özellik, kuvvet ve yetenek vermiş buradan yola çıkmamız gerekiyor. Bakış açımız bu olursa eğitimin de inanların kendi potansiyellerini, öz değerlerini kısaca kendilerini tanıma merkezli olması gerektiği ortaya çıkar. Şöyle ifade etmem gerekirse; amaç, herkesi mükemmel bir ressam yapmaya çalışmak değil sanatkarların bol olduğu ve sanattan anlayan bir toplum oluşturacak bir eğitim anlayışı olmalıdır.

Sürekli koşan bir rekabet mantığından ziyade; toplumun öz değerlerini bilen ve koruyan, sorumluk duygusundan kaçmayan, bireysel ve toplumsal meselelere sağduyu ile yaklaşan, çevresindeki olaylara reaksiyon gösteren, yaşam enerjisini ve yaşantısını doğru planlayan ve evrensel değerleri kültürel değerleriyle yoğurabilen bir gençliğe ihtiyacımız var kanımca. Duyan, düşünen, sorgulayan günü ve geleceği yakalayabilen, umutsuzluğa kapılmayan ve çözüm üretebilen bir insan, sadece “bilgiyi” elinde bulundurmaz; onu nasıl, nerede, ne şekilde kullanacağını bilir. 21. yüzyılda bilgi çağının getirisi bilgi kirliliğinde, kaybolmadan kendisine çizilen değil, kendi çizdiği hedeflere doğru ilerler. Bunun da yolu eğitimin, bireye “öğrenmeyi öğretmesi” ile mümkün olabilir. Yani eğitimin fonksiyonu  “Balık tutmayı öğret, doysun ömür boyunca” sözlerinin mantığını insanda hayata geçirmesiyle gerçek yerini bulur.

Sizce ideal bir üniversite öğrencisi hangi özellikleri taşımalıdır?

Derslerinin başarısının yanında, bilime ilgi duyan, sporu bir hayat tarzı olarak gören, sanatsal faaliyetlerde bulunan, elinden kitap ve gazete düşürmeyen, araştıran, düşünen ve muhakeme edebilen, en az bir yabancı lisan konuşabilen, ayrıca vatanına ve milletine faydalı olmanın anlamını bilen bireyler yetiştirebilmeliyiz.

İSTANBUL’DA 17 ADET SPOR TESİSİNİN İNŞAATI DEVAM EDİYOR

İstanbul’da gençleri ilgilendiren bu sene için planladığınız bizimle paylaşabileceğiniz bir projeniz var mı?

Gençlerin doğrudan işin içinde olduğu projeler tabiî ki önceliğimizdir. İstanbul birçok alanda olduğu gibi kültür ve spor alanında da bir dünya şehridir.  Gelinen noktada gençlerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunmayı, kendi potansiyellerinin farkına varmalarını sağlamayı, sosyo-kültürel ve eğitsel açılımlar yapabilmelerine hizmet etmeyi son derece önemsemekteyiz. Gençlere yeni değişim ve gelişimler yaşatabilmek amacıyla çeşitli alanlarda organizasyonlar yapmaktayız.

İlimizde spor salonu, spor kompleksi, spor merkezi gibi gençlere yönelik çok amaçlı 17 adet spor tesisinin inşaatı devam etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları çerçevesinde çok yönlü proje ve faaliyetler yürütülmektedir. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ve Büyükşehir Belediyemizin de bu anlamda çalışmaları var.

MOTİVASYONUM PROFESYONEL BİR EKİPLE ÇALIŞMAK

Gün içinde toplantı trafiğiniz ve yoğunluğunuz arasında motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?

Biyolojik olarak insanlar birbirine benzer. İnsanları bir diğerinden farklı kılan kişisellikleridir. Bu noktada, davranış biçimi, reaksiyonlar ve motivasyon ön plana çıkar. Birey yararlı fikirler üretip faydalı işler yaptığında motive olur. Bireyin farklılığını ve ürettiklerinin faydalı olduğunu gösteren tüm çalışmalar motive edicidir. Kişinin kendi ile baş başa kaldığı iç sesini dinlediği anlarda önemlidir. Ayrıca kitap okuma ve yürüyüş gibi zihinsel ve fiziksel aktiviteler de üzerimizdeki temponun dağılımında motive edici bir etki oluşturmaktadır.

Bugün ekip çalışmasını gerektirmeyen iş, meslek yoktur. Her teşebbüste olduğu kadar bürokraside de ekip çalışmasının gerekliliğini her fırsatta vurguluyoruz. İstanbul’u yönetmede biz profesyonel bir ekiple çalışmaktayız. Bu da başlı başına bir motivasyon etkisi oluşturmaktadır.

İstanbul’un zaman geçirmekten en çok keyif aldığınız yeri neresidir?

İstanbul milletimizin göz bebeği, ülkemizin en önemli şehri ve bulunduğumuz coğrafyanın en önemli şehri. Dünya şehirleri içerisinde de çok itibarı olan bir kent. Onun ötesinde tarihi kültürel dokusu zenginliğiyle zaten yüzlerce binlerce yıldır dünyanın ilgisinin üzerinde olduğu bir şehir. Böyle bir şehri yönetmeye atanmış olmak benim için de ailem içinde onur oldu. İstanbul kelimelerin kifayetsiz kaldığı eşsiz güzellikte bir şehir. İstanbul’un her yeri ayrı güzel ve değerli. Ayrıca manevi atmosferi çok yüksek. Her bir köşesi insanı kendine hayran bırakacak kadar kıymetli. İstanbul eşsiz bir siluete sahiptir. Dünya mirası listesinde. İstanbul’u ayrı ayrı ele alabiliriz ancak bir bütün olarak tanımlayabiliriz. Çamlıca Tepesi, Boğaziçi Köprüsü, Suriçi Bölgesi her biri ayrı tarih içeren ve bütünleşerek İstanbul’un siluetini oluşturan yapılardır.İstanbul’u bir sembolle tanımlayamazsınız. Semboller küçük şehirler için vardır. İstanbul’u yedi tepesinden soyutlayarak, Suriçi’ni görmezden gelerek sembolleştiremeyiz. İstanbul’un kendisi bir semboldür ve her yeri farklı bir güzelliktedir. İstanbul üzerine çok söylenecek şey var ama İstanbul’da yaşamak Cenabı Hakkın insanlara bu dünyada verebileceği en güzel nimetlerden birisidir.

CEVAP VER

16 + one =