Kaliteli İçerik İçin Gerekli 2 Vazgeçilmez ”Şey”

317

Bugün haber portallarını ve edebiyat sitelerini, Web 2.0, sosyal medya, digital marketing vs konularında içerik üreten blogları veya magazin, sağlık, tarih vb. gibi daha özel konularda içerik üreten web sayfalarını incelediğinizde ziyaretçiyi sitede tutmak adına yapılan absürt paylaşımların olduğunu görürsünüz. Size normalde 1 paragrafı geçmeyecek ve bununla birlikte gündelik yaşamda asla işinize yaramayacak veya entelektüel altyapınızı beslemeyecek olan 20-30 adet fotoğrafı Google’dan bulup siteye yükleyerek slayt halinde sunuyorlar. Her fotoğrafta üç dört kelimelik bir cümle var ve bazen onu yazmaya dahi tenezzül etmiyorlar. Belki 4-5 dakikanızı sitede harcıyorsunuz. Bir şeyler öğrenmek için, verimli bir 4-5 dakika geçirdiğinize inanmak için, bu vakti harcıyorsunuz lakin öyle olmuyor. Eğlence odaklı, mizah içerikli ve “bilgi” amacı gütmeyen site ve blogları bu eleştirinin dışında tutmak isterim. Çünkü onlar gerçekten de insanı eğlendiriyor. Kısacası vaat ettikleri şeyi size sunuyorlar. Benim tenkit ettiğim konu çok daha farklı.

Şimdiyse Web 2.0, sosyal medyadijital pazarlamaonline itibar yönetimi gibi konularda yurtdışı kaynaklı sitelerden aldıkları makaleleri çevirip zahmetsizce yayın yapan ve bazen kaynak göstermeksizin yayınlayan blogları mercek altına almak isterim.

Mesela sosyal medyayı etkin kullanmanın 15 muhteşem adımı filan yok. Sosyal medyayı etkin kullanmanın tek bir adımı var; hangi sosyal mecrada ne yapacağını bilmek. Misal Linkedin’i Facebook ile karıştıranlar var. Emin olun bu tipler zaten o 15 adımı umursamıyor. Çünkü siz onlara 15 adımda sosyal medya bilgisi değil aslında koskoca bir “hiç” veriyorsunuz. Twitter’da takipçi arttırmak için insanları takip edin, etkileşimde bulunun diyorsunuz ama onlara sektörünüze veya ilgi alanınıza uygun kişileri takip edin demiyorsunuz. Yüzeysel ve yararsız bilginin günahınıysa “sosyal medyayı etkin kullanmanın 15 muhteşem adımı” tarzında başlıklar çekiyor.

Ben teknoloji ve dijital mecralara dair içerikler üreten blogların okuyucuya bu suiistimali yapmasını gereksiz buluyorum. Çünkü zaten onların kitlesi daha niş konuları okuyan, merak eden bir kitle. Siz ne yayınlarsanız yayınlayın bu kitle zaten sizi takip edecek. O halde genel geçer ve yararı olmayan içerikler yayınlamanın bir manası yok.

Bu arada benim eleştirim o tarz başlıklara değil atılan başlığa uygun içeriğin olmayışınadır. Yoksa elbet bu tarz başlıklar ilgi çekiyor. Hem Google hem de okuyucu bunları seviyor.

Kaliteli içerik üretmek için ise 2 altın kural vardır. Biri orijinallik diğeri samimiyet. Özellikle sosyal medya hakkında çıkan yerli kitaplara göz attığınızda bu saydığım iki özelliğinde olmadığını görürsünüz. Birbirinin benzeri kitaplar ve hiç gereği yokken araya konulmuş bir resmiyet.

Kısacası insanlara “fayda” sağlamak üzere yola çıktığını, içerik ürettiğini söyleyenler meselenin samimiyet tarafını kaçırıyorlar. Çoğu zaman orijinalliği de kaçırıyorlar. Böylece internet, içerik çöplüğüne dönüşüyor.

KAYNAK: http://www.reklam.club/kaliteli-icerik-icin-gerekli-2-vazgecilmez-sey/