Kendi İşinin Sahibi Olmak İyi mi Kötü mü?

Kurumsal hayat içinde boğulanlar için kendi işine sahip olmanın nasıl olduğuyla ilgili bir yazı...

337

1Giderlerinizi iyi planlayın

Öncelikle bir muhasebeciye ihtiyacınız var. Şirket açılışını o yapacak. Bunun için de devlete para ödeyeceksiniz. Sonrasında sözleşmeli muhasebeciniz olacak ve her ay düzenli olarak para ödeyeceksiniz. Kendi şirketinizi kurduğunuz zaman otomatik olarak SGK’lı (eski adıyla Bağ-Kur’lu) oluyorsunuz, her ay primlerinizi ödeyeceksiniz. Kendi faturanızı hazırlatmanız gerekiyor, faturalarınızdaki KDV direkt devletin oluyor biliyorsunuz. Bir de belirli dönemlerde gelir vergisi ödüyorsunuz, faturalarınızın toplamının %20’si oluyor. Ben açıkçası o kadar süper anlamıyorum bu işlerden ama sürekli bir vergiler vergiler ödediğimi biliyorum. Bir de sene sonunda yıllık vergi ödeyeceksiniz bunu da unutmayın.

2Fiyatınızı iyi belirleyin

Bir müşteriniz olacaksa ya da bir ürün satacaksanız harcayacağınız iş gücü ve zamanın karşılığını alabilmeniz gerekiyor. Hakettiğinizi almadığınızı düşündüğünüzde yaptığınız işten bir hayır gelmiyor. Burada sınır sizin kendi hisleriniz. Devlete ödeyeceklerinizin de hesabını yapmayı unutmayın!

3Müşteri geldiği gibi, gidebilir de:

Müşteri kazanmak her zaman kolay değil. Fırsatınızı iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Dünyanın en iyi (ve en çalışkan) danışmanı olmayabilirim ama ne olursa olsun ilişkilerimi iyi tutmaya özen gösteriyorum. Bazı müşterileri de ne yaparsanız yapın tutamazsınız, o yüzden bir müşteriniz oldu diye hemen kendinize ev tutup, eve yeni eşya alıp masrafa girmeyin. Müşterinizle işlerin yoluna girmesini 1–2 ay bekleyin.

4Self-marketing öğrenin

Kendinize bir logo yaptırın, adınıza özel bir websitesi hazırlayın ve e-maillerinizi bu domain’e ait e-mailinizden gönderin. Gmail’den gönderdiğiniz mail müşterinize çok profesyonel görünmez unutmayın. Ben de müşteri olduğum zamanlardan biliyorum o yüzden en çok buna özen gösterdim. Siz de kendinizi müşteri yerine koyduğunuzda benimle aynı fikirde olacaksınız eminim.

5Boş vakitleriniz olacak

Boş kaldığınız anlarda hayatı ve yaptıklarınızı sorgulamanıza gerek yok. Bunu engellemeniz zor ama inanın bir süre sonra alışacaksınız. Kendinize ayıracak vaktinizin olmasında hiçbir sakınca yok. Bunu sakın haketmediğinizi de düşünmeyin…

6Hayatınıza anlam katın

Biriyle ayaküstü sohbet ettiğinizde hayatınızla ilgili konuşabileceğiniz bir şeyler olsun. Koşu, spinning, outdoor sporları, yoga, meditasyon, reiki, yemek, seyahat… Hem günlerinizin daha dolu geçtiğini hissedeceksiniz, hem de konuşacak bolca şeyiniz olacak. Tabi ki bu yaptığınız aktivitelerde tanışacağınız kişilerin de hayatınızda mutlaka etkisi olacak.

7Sosyal hayatınızın değişmesini garipsemeyin

Öyle olmadığı halde etrafınızdan sürekli “tabi yaaa senin vaktin var” sözlerini duyacaksınız. 9–6 çalışan tanıdıklarınızla program yapmak daha zor gelecek, bahsettikleri konuların sadece iş ve günlük aşk maceraları olduğunu göreceksiniz. Burada görüşmeyi tercih etmek size kalmış. İstanbul’daysanız trafikten kaçmak istediğiniz için (çünkü bunu yapabilirsiniz) bazı programlara katılmak istemeyeceksiniz. İlk başladığınızda mesai saatleri içinde görüşebileceğiniz insanların sayısı 3–5’ken, zaman geçtikçe bu sayının kat kat arttığını göreceksiniz. Kendinizi akışa bırakın.Kendi işine sahip olmanın zorlukları olduğu kadar güzel yanları da var. Benim bakış açım: Her koyun kendi bacağından asılır. Kazanırsam kazanırım, kazanamazsam da kendimi bir şekilde idare ederim. Önümdeki fırsatlar sınırsız. Hayatınızla ilgili daha çok sorumluluk alacaksınız, bence bu çok güzel ve sizi olgunlaştıran bir şey. Bir de… Her sabah sahilde koşmayı ve evimde huzurlu bir şekilde kahvaltı yapmayı hiçbir şeye değişmem. ?