Osmantan Erkır ile Özel Röportaj

492

Kim 500 Milyar İster, Popstar ve Anında Görüntü Show gibi öncü formatların sahibi olan Osmantan Erkır ile Beykent Üniversitesi’nde düzenlenen Medya Karnavalı etkinliği öncesinde keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

-Türkiye sizi Popstar programıyla tanıdı sonrasında Fox Tv’de Mahşer-i Cümbüş’le adınızdan sıkça söz ettirdiniz. Yeni projeler var mı?

Düşünüyorum tabi ki. Televizyona yine formatlar yapmak istiyorum, esasında kendi geliştirdiğim birtakım formatlar var. Onlar üzerinde çalışıyorum; ama şimdi çok fazla ipucu vermeyeyim.Onun dışında tekrar doğaçlama bir şeyler yapma ihtimalimiz var. Belki yine bir yetenek yarışması olabilir; ama bakalım zamanla göreceğiz.

-Peki, Yapımcılığını üstlenmiş olduğunuz Mahşer-i Cümbüş ile Anında Görüntü Show programının herkes tarafından çok sevilen bir program idi, devam etmeme sebebi nedir?

Esasında biz doğaçlama  programı yaparken tiyatro adına Türkiye’de bir ilkti doğaçlama. Ayrıca birçok programın da ilki oldu. Dikkat ederseniz “Anında Görüntü” sahne üzerinde gençlerden oluşan bir ekiple yapılan ilk programdı. Arkasından Çok Güzel Hareketler Bunlar geldi, arkasından Güldür Güldür Show geldi. Aslında Anında Görüntü bir çığır açmış oldu; ama biz çok yapılamayacak bir şey yaptık, canlı yayında doğaçlama yaptık. Diğer saydığım programların hiçbiri doğaçlama değil, metinle yapılıyor. Üstüne üstlük biz canlı yaptık ve bir de her program üç saat sürdü, toplam seksen beş bölüm yaptık. Zannediyorum miadını doldurdu, yapılacak her şeyi yaptık ve tadında bırakmak lazım diye düşündük. Çok güzel, benim çok gurur duyduğum bir program oldu.

osmantan-erkir-ile-roportaj-universite-medya-birligi-03

-Kuruculuğunu üstlendiniz Sahne Beşiktaş’ı biraz anlatır mısınız?

“Sahne işin özü!”

“Sahne Beşiktaş”  bir hayaldi aslında.  Benim için sahne çok değerli bir yer, bizim bütün işlerimiz sahnede  gerçekleşiyor, orijin sahne, öyle söyleyeyim. Sahne olmasaydı bizim yaptığımız hiçbir iş olmayacaktı. O yüzden sahne çok değerli ve bu işin özü . Ondan biz hep sahnemiz olsun istedik ki yeni projeleri  ve aklımıza gelen şeyleri burda yapabilelim. Sahne Beşiktaş bir atölye gibi kuruldu öyle de devam ediyor, orada yeni ve ilginç fikirlerimizi hayata geçiriyoruz. Hiçbir zaman ticari bir yer olmadı , para kazandırmıyor; ama biz de zaten para kazanmak için yapmadık. Herkesin bir hobisi oluyor mesela birileri belli birikim yapıp tekne alıyor, benim de en büyük hayalim bir sahnem olmasıydı,  ben de bu birikimimi Sahne Beşiktaş’ta değerlendirdim.

-En zor çalıştığınız sanatçı?

Öyle bir isim yok; fakat sanatçılarla çalışmak tabi ki zor. İnanın küçük sanatçılar; hatta sanatçı diyemeyeceğimiz insanlar daha kaprisli. Ben çok önemli sanatçılarla çalıştım, elbette zorlukları var;  ama bunlar kapris olarak niteleyebileceğimiz şeyler değil.  Çok profesyonel insanlar ve en iyisi olmasını istiyorlar, bunun için de  birtakım talepleri olabiliyor. Eğer bu talebe bakmadan buna direk kapris derseniz  kapris olarak görürsünüz; ama onu neden istediğini  anlamaya çalışırsanız size çok mantıklı gelmese bile sanatçı için mantıklı sebepleri olabileceğini kavrarsınız. Yani bunu kapris değil bir talep olarak gördüğünüz zaman size bir yük olarak gelmiyor ve anlıyosunuz. Çünkü o starlar kendilerini bir marka olarak konumlandırıyorlar ve haklı olarak o marka için en doğru algının oluşmasını istiyorlar onun için de istedikleri ortamın sağlanmasını bizden talep edebiliyorlar.Hiç kapris yapmaması gereken insanlar, kapris yapmaya hiç hakkı olmayanlar, sadece sanatçılar kapris yapar diye bir olgu bildikleri için daha kendilerini hiç göstermemiş olmalarına rağmen kapris yapıyorlar ve biz de gereken  cevabı veriyoruz.

-‘’Hayatımda dönüm noktası’’ diyeceğiniz bir durum var mı?

– Hayatımın dönüm noktası şu diyebilirim: “Kim 500 Milyar İster” formatını Türkiye’ye  getirdim, kimse istemedi, tutmaz dediler. Gitmediğim  kanal kalmadı, hepsi hayır, dedi. Türkiye’de  insanlar bilgi yarışması seyretmez  dediler ve ben tam ümidimi kaybedip formatı başkasına vermek üzereyken Show Tv  genel müdürü Murat Saygın’dan bir telefon geldi ve arabayla tam bir u-dönüşü yapıp, Show Tv’ye gittim. Ve bu  gerçekten hayatımın dönüm noktasıydı, ondan sonra her şey değişti.Yani ümidi kaybetmemek gerekiyor, kesinlikle inandığınızın şeyin peşinden gitmelisiniz. Tabi, her şey olacak diye bir şey yok; ama olması için insanın elinden geleni yapması gerekiyor.

-Bu sektörde sizden sonra gelen gençlerin başarılı olmaları için ne yapmalarını önerirsiniz?

“İngilizcemin faydasını çok gördüm.”

Ben her konuşmamdan söylüyorum bunu. Mutlaka dil öğrenmelerini özellikle İngilizce bilmelerini tavsiye ediyorum. Ben İngilizce’yi iyi bilmenin avantajlarını hala yaşıyorum, bu bana dünyayı takip edebilme şansı sağlıyor.

Bir de teknoloji çok hızlı değişiyor artık. Günümüzde özellikle siz gençlerin seyretme alışkanlıkları çok çabuk değişiyor. Bu yüzden teknolojiyi takip etmelerini, yeniyi öğrenip kullanmalarını tavsiye ediyorum. Ben yapı olarak zaten teknoloji meraklısı bir insanım onun da yararlarını görüyorum. Bu nedenle dil bilmeyi ve teknolojiyi takip etmeyi kesinlikle herkese öneriyorum.

osmantan-erkir-ile-roportaj-universite-medya-birligi-04

-Üniversite Medya Birliği hakkında neler söylemek istersiniz?

“Sizler Türkiye’nin gerçekten geleceğisiniz.”

Atakan beni aradığında, böyle bir organizasyonumuz var siz de katılır mısınız dediğinde çok hoşuma gidiyor, mutlu oluyorum. Çünkü gerçekten bu oluşumdaki herkes benim görmek istediğim genç insan tipinde.  Yani esasen Atatürk’ün bizden istediği o genç nesil olarak görüyorum sizleri: hem değerlerine sahip çıkan hem dünyayı takip eden aynı zamanda zeki, çalışkan, üretken  ve de sosyal. Ben bunları görüyorum bu da beni çok mutlu ediyor. Bunun bir parçası olmak, sizin organizasyonlarınızda küçücük de olsa bir katkımın olması beni çok çok mutlu ediyor. Bence sizler Türkiye’nin gerçekten geleceğisiniz. Çok insan var, çok genç var; ama düşüneni ve çalışanı az, dünyanın her tarafında bu böyle. Ben Üniversite Medya Birliği’nin de Türkiye’nin geleceğinde önemli, pozitif bir rol oynayan grupların içinde olacağını düşünüyorum…

Biz de Üniversite Medya Birliği olarak bizle bu hoş sohbeti gerçekleştirdiği için Osmantan Erkır’a çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj: Ahsen DURUKAN, Tuğba ŞAHİN

Fotoğraf: Duygu CEBİR