Pilot’ta Yeni Sergi: Tepeden Yukarı Yokuştan Aşağı

101

Pilot Galeri, 18 Ocak – 25 Şubat tarihleri arasında Hacer Kıroğlu‘nun Tepeden Yukarı Yokuştan Aşağı başlıklı ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

Sergi, sanatçının akış kavramı üzerine yaptığı post-minimalist desenlerinden ve video enstalasyonlarından oluşmakta. Sanatçının çizimlerinin gerektirdiği fiziksel aşırılık ve sertlik, dingin manzaralara ve hipnotize eden görüntülere dönüşüp beklentileri ters yüz ediyor. Ritmi bozmadan dakikalarca tekrarladığı kol hareketleri ve beyaz sayfaya birbiri ardına çekilen çizgiler onu kalemiyle “bir yapıyor”. Sanatçının doğa(sı)yla kurduğu bu bütünlük, nihayetinde izleyiciye de içinde kaybolabileceği monokrom bir seyir alanı açıyor.

Artık nasıl hareket ettiğimin farkında değilken doğayla aramda yeni bir bütünlük keşfettim. Yeni bir kuvvet ve güzellik kaynağı bulmuştum ve bu, var olduğunu hayal bile etmediğim bir kaynaktı.” 1954 senesinde bir mili dört dakikanın altında koşup imkânsız denilen bir rekora imza atan İngiliz atlet Sir Roger Bannister’ın koşarken hissettikleri, hem zihinsel hem de fiziksel olarak aşılan bir eşiği betimler. Bu yeni şuur durumu, Yarından Önceki Gün başlıklı grup sergisi için Malevich’in “İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik” kitabını baştan sona silen; yine aynı sergideki “İsimsiz” videosunda önce dişlerini, sonrasında tüm yüzünü -aynı dairesel hareketleri kendinden geçmişcesine yineleyerek- fırçaladığını gördüğümüz Kıroğlu’nun da gerçekliğini oluşturur.

Hacer Kıroğlu üretirken “akış” haline girer. Zaman algısını yitirir, benliğini bir rutine teslim eder, her hareketi bir öncekini kaçınılmaz şekilde takip eder. Çevresinden ve kendinden koparken bir çeşit esriklik haline ulaşır. Seyirci önünde olsun ya da olmasın, Kıroğlu’nun performatif sanat pratiğine damgasını vuran ve bu anlamda serginin merkezine oturan “akış” hali, mutluluk ve yaratıcılık üzerine uzmanlaşan psikolog Mihaly Csikszentmihalyi’nin geliştirdiği biçimiyle, kişinin kendisini bütünüyle bir aktiviteye adadığı ve bu esnadaki odaklanmadan dolayı kendini o etkinlikte kaybettiği bir bilinç durumuna işaret eder.

Hacer’in çizimlerinin gerektirdiği fiziksel aşırılık ve sertlik, dingin manzaralara ve hipnotize eden görüntülere dönüşüp beklentileri ters yüz ediyor. Ritmi bozmadan dakikalarca tekrarladığı kol hareketleri ve beyaz sayfaya birbiri ardına çekilen çizgiler onu kalemiyle “bir yapıyor”. Hacer’in doğa(sı)yla kurduğu bu bütünlük, nihayetinde izleyiciye de içinde kaybolabileceği monokrom bir seyir alanı açıyor.

[1.] Roger Bannister, The First Four Minutes, The History Press: Gloucestershire, 2011