Tuğba Kuzdere Röportajı

750

Moda dünyasında  yaptığı farklı işlerle adından söz ettiren ve son zamanlarda oldukça dikkat çeken “Tukutukum” markasıyla tanıdığımız Tuğba Kuzdere’yle  markasının başarıları ve gelişim süreciyle ilgili keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Üniversite Modası ekibi tarafından Üniversite Medya Birliği Blog için çekilmiş Tuğba Kuzdere röportaj fotoğrafları. (Photo by Buket Açıkgöz/UMBLog Images for IMG)
Üniversite Modası ekibi tarafından Üniversite Medya Birliği Blog için çekilmiş Tuğba Kuzdere röportaj fotoğrafları. (Photo by Buket Açıkgöz/UMBLog Images for IMG)

 Herkesin kafasında yurtdışındaki defilelerde izledikleri, tasarımcı olma hayali var. Öyle bir Dünya yok.

Tuğba Kuzdere kimdir?

Bilkent iletişim tasarım bölümü mezunuyum. Daha sonra ihracat yapan bir tekstil firmasında çalıştım ve İtalya’ya gittim. Milano’da moda pazarlama yönetimi masterı yaptım. Masterımın sonlanmasına doğru Ugo Cacciatori mücevher firmasında çalışmaya başladım. İtalya’da yaklaşık 4 sene kaldıktan sonra İstanbul’a döndüm. İstanbul’da genç moda tasarımcılarını destekleyen projelerde yer aldım. O dönemde çok fazla projeler yoktu. 1,5 sene kadar o projelerde çalıştıktan sonra Lamodaist(Fashion Creative Services olarak kuruldu) şirketi kuruldu. Yaklaşık 8 ay önce de Tukutukum’u kurdum. Tukutukum da lüks el işi kumaşlar olarak kuruldu, şuan için koleksiyonda görebilecekleriniz ipek fular ve eşarplar.

Peki ilk eğlence müdürü olmanızdan bahsetmediniz? 🙂

Onu unuttum 🙂 Türkiye’de bir yarışma açılmıştı, ben yurtdışındaydım o yarışma açıldığında. Teyzem gazeteden görüyor ve aranan özellikleri görünce aranan kişinin ben olduğumu düşünüp bana haber veriyor. Türkiye’den 80.000 kişi başvurmuş. Ben de başvurdum. Daha sonra elenmeye başladı. Farklı kategorileri vardı. Video çekmeniz gerekiyor, yaratıcı projeler sunuyorlar. Onları belli günde hazırlamanız gerekiyor ve sonunda 80.000 kişinin içinde birinci oldum ve bir tekstil firmasıyla yaklaşık 6 ay kadar eğlence müdürlüğünü yaptım. Türkiye’nin ilk ve son eğlence müdürü olmuş oldum 🙂 Amaç aslında markaya canlılık vermek, çalışanlarla yeni etkinliklere imza atmak, motivasyonları sağlamaktı. Birazcık PR gibi birazcık tasarım danışmanlığı gibi. Aslında burada Lamodaist’te verdiğimiz hizmetlerden biraz biraz oldu.

Üniversite Modası ekibi tarafından Üniversite Medya Birliği Blog için çekilmiş Tuğba Kuzdere röportaj fotoğrafları. (Photo by Buket Açıkgöz/UMBLog Images for IMG)
Üniversite Modası ekibi tarafından Üniversite Medya Birliği Blog için çekilmiş Tuğba Kuzdere röportaj fotoğrafları. (Photo by Buket Açıkgöz/UMBLog Images for IMG)

Yurtdışında yaşamanın/ çalışmanın size katkısı ne oldu?

Yadsınamaz bir şey var ki Milano, Paris, New York ve Londra modanın başkentleri, çok hızlı ilerliyor her şey. Trendleri onlar belirliyor, Dünya’nın en iyi markaları orada. Dolayısıyla moda işletme anlamında ve business anlamında çok ilerlemiş durumdalar.2006’da moda tasarlama yönetimi masterına gittiğimde Türkiye de moda tasarım dışında üniversitede alan yoktu. Dolayısıyla bizden çok daha ilerideler ve siz orada çalıştığınız zaman hem moda dünyasına verilen saygıyı görme imkanını buluyorsunuz, hem de her şeyi çok hızlı öğreniyorsunuz. Bir de benim şansıma aile şirketi olmasına rağmen Ugo’da çok aile şirketi gibi yönetilmeyen bir şirketti. Türkiye’de maalesef bir çok şirket hala aile şirketi gibi yönetiliyor. Ugo’da öyle olmadığı içinde çok hızlı ve güzel bir şekilde öğrendim.

Lamodaist’i sizden ayrıntılı bir şekilde dinlemek istiyoruz.

Farklı moda alanındaki farklı altyapıları bünyesinde birleştiren bir şirket dalı diyebiliriz. Çünkü moda, birbiriyle ilgili olarak birbirinin içine geçmiş bir sistemde işliyor. Çünkü eğer siz bir tasarımcıysanız ve yeni bir ürün tasarladıysanız bunun PR’ının ve business planının yapılması, reklamlarını yönetmeniz, çalışmalarını yönetmek, logonuzun olması, katalog çekimi, kartınızın olması, internet sitenizin marka ruhunu doğru yansıtması şart. Katalog çekiminde bile doğru modeli seçmek, doğru stylingi gerçekleştirmek, doğru mekanda doğru fotoğrafçıyla çalışmak gibi. Burada tabii ki özellikle tasarımcının hepsini hem bilip hem de yapabilmesi mümkün değil. Aslında amaç da buydu. Siz tasarımcılar tasarlamaya devam edin, biz sizin markanızın yönetimini yaparız. Aslında moda tasarlaması ve yönetimiydi. İşin içine PR’da girmiş oldu. Ben şahsım olarak PR’dan sıkıldım, o yüzden PR kısmını dışarı çıkarttım onun dışındaki hizmetimiz devam ediyor.

Onun dışında biz büyük markalarla da çalıştık, çünkü markaların da departmanlarındaki kişi sayıları bazı projelere yetmiyor ve her markanın dışarıdan çalıştığı objektif ve yaratıcı kişilere ihtiyacı oluyor. Çünkü bazen bir firmanın içinde 3-5 yıl geçirdiğinizde gündelik rutin işlerinizden dolayı bir şeyi yapamaz hale geliyorsunuz ya da o çerçevenin dışına çıkıp kendinize bakamıyorsunuz dışarıdan.

Yılbaşında Türkiye’de o kadar ünlü markalar bile sadece mutlu yıllar stickerı ile bıraktılar. Aslında vitrininiz sizin dünyaya açılan kapınız, sokaktan geçen adamı tavlamanız için ilk yapmanız gereken şey ki, yılbaşı dönemi hediye ve satışlar açısından inanılmaz patlama olan dönem. Özellikle creative olarak kapalıyız ve gereken önemi vermiyoruz gibi geliyor bana. Yani şuna bağlarsam yurtdışında gördüğünüz saygı ve her departmana ayrılmış o özeni Türkiye’de hala göremediğiniz için yurtdışında çalışmak önemli. Hala birçok şirketin iletişim ve pazarlama departmanı aynı mesela.

Üniversite Modası ekibi tarafından Üniversite Medya Birliği Blog için çekilmiş Tuğba Kuzdere röportaj fotoğrafları. (Photo by Buket Açıkgöz/UMBLog Images for IMG)
Üniversite Modası ekibi tarafından Üniversite Medya Birliği Blog için çekilmiş Tuğba Kuzdere röportaj fotoğrafları. (Photo by Buket Açıkgöz/UMBLog Images for IMG)

“NEREDE YAŞARSAN YAŞA KADINLAR TOPUKLU AYAKKABI GİYMEKTEN VE KENDİLERİNİ CESUR, ELEGAN GÖRMEKTEN HOŞLANIYOR.”

Tukutukum’a gelirsek ilk olarak bu tasarımlardan nelerden ilham aldığınızı sormak istiyorum.

Birinci koleksiyon Shameless(utanmaz kadın) koleksiyonu. Aslında bu koleksiyon biraz cesur, ayaklarının üzerinde duran kadın. Nerede yaşarsan yaşa kadınlar topuklu ayakkabı giymekten ve kendilerini cesur, elegan görmekten hoşlanıyor. Rujunu sürüp tırnaklarına bakım yapıyor ve bunun yanında da bu güçlü gözüken kadınlar istedikleri kadar cesur gözüksünler, o duygusal iniş çıkışları yaşıyorlar. Ve aslında koleksiyon da bunu anlatıyor. O bahsettiğim stiletto, ruj, kırmızı uzun tırnaklar varken bir yandan da kurutulmuş kırmızı biberler var. Kurutulmuş bibere ilk baktığımızda ne olduğunu anlayamasak da o aslında kadınların içine attıkları o aşk acılarını obje olarak anlatıyor. Dolayısıyla biraz kendisiyle dalga geçen ilizyonist bir tasarım. Bunun yanında cesur kadını simgelediği için canlı renkler var.

Bir sonraki kış koleksiyonu daha hayalperest bir kişiyi anlatıyor. Kadından biraz daha çıkıyor, biraz daha sürreal bir koleksiyon. Bunun yanı sıra haziran ayında ilk defa beachwear koleksiyonu çıkıyor. Bodrum’da ilk satışı sunulacak. Bu koleksiyonda kaftanlar, pareyolar, kimonolar olacak. Ancak Tukutukum’un felsefesi olan zamansız tasarımlar, kalitesiz tasarımlar ve size’siz tasarımları göreceğiz. Popart etkilerini çok fazla görüyorsunuz galiba tasarımda, o da çok fazla bilinçli bir şey değil benim içimden fışkırmış bir şeymiş. Çünkü ben de onu yarattıktan sonra fark ettim. Biliyorsunuz ben de maskülen giyinmeyi severim ama bir yerlerimde trick yapmayı severim.

Kullanımı çok yönlü olan şeyleri seviyorum.Fular bir kumaş parçası isterseniz masada dekorasyon ürünü olarak kullanın sonra yıkayın sonra boynuzda çantanızda, plajda pareyo olarak kullanın.

Üniversite Modası ekibi tarafından Üniversite Medya Birliği Blog için çekilmiş Tuğba Kuzdere röportaj fotoğrafları. (Photo by Buket Açıkgöz/UMBLog Images for IMG)
Üniversite Modası ekibi tarafından Üniversite Medya Birliği Blog için çekilmiş Tuğba Kuzdere röportaj fotoğrafları. (Photo by Buket Açıkgöz/UMBLog Images for IMG)

Hep bu renklerde mi devam edeceksiniz?

Aslında siyah beyazı ben çok seviyorum, o olmayacak diyemiyorum ama öyle olsa bile üzerinde objelerle o renklendirmeler olacak diyorum.

Yeni projelerinizden bahseder misiniz?

Kışın yün ya da koton gibi kumaşlara giriyoruz ama ipek olmayacak. Oradaki tercih her zaman doğal kumaşlardan yana. Ben istiyorum ki kaliteli kumaş kullanalım ve Tukutukum’u alan bir kişi senelerce bunu kullanabilsin.

Kış koleksiyonu aynı desenlerden mi olacak?

Apayrı bir desen çalışması var zaten şuanda üretimde. Dört tane desen devam edecek bu koleksiyonda da. Bunlar da Chili, Diamonds, Piano, Tiger.

“GENÇ TASARIMCILARIN SOSYAL OLMASI GEREKİYOR, MARKASININ İLK YÜZÜNÜ VE TANITIMINI YAPACAK KİŞİ KENDİSİ.”

Genç Tasarımcılara önerileriniz neler?

Moda tasarımı okuyan bir kişinin çok araştırmacı olması ve kendisini yeniliklere çok açık tutması gerekiyor. Çevresini gözleri çok açık bir şekilde öğrenerek ve keşfederek bakmasının yanı sıra kendine has olan yaratıcı özellikleri kaybetmemesi gerekiyor. Bu önemli bir nokta, çünkü sırf trendlerin peşinden gitmek sizin özel olmanızı engelliyor. Bunun yanısıra kullanılabilirlik de çok önemli sadece tasarımcı olarak kalmamak gerek.

Çok fazla staj yapmalarını öneriyorum. Farklı departmanlarda çalışarak işin işleyişini görmeleri de çok önemli. Ayrıca tasarım okuyan bir kişinin kalıp ve dikişi de bilmesi gerektiğini düşünüyorum, çünkü bu ikisini bilmiyorsa başkasının yanında çalışması gerekebilir ki başlangıçta üretim ücretlerinizi düşük tutmak çok önemli.

Sosyal olması gerekiyor. Markasının ilk yüzünü ve tanıtımını yapacak kişi o. Ne kadar çevresi varsa o kadar işi kolaylaşacak.

Sabırlı ve çalışkan olması gerekiyor. Çünkü bir marka yaratmak bir bebek doğurmak gibi, sabrederek özenli bir şekilde yavaş yavaş inşaa etmeniz gerekiyor. Benim en çok karşılaştığım şey, özellikle PR döneminde, tasarımcıların sabırsızlığıydı. Çok kısa sürede ünlü olmak istiyorlar ama inanılmaz bir farklılığınız yoksa bu zaman alan bir şey. Türkiye’de öne çıkabilmek çok zor ama bu dünyanın her yerinde zor.

Altyapısını öğrenmeden birçok insan moda tasarımı okuyor ama bir fikri yok, herkesin kafasında yurtdışında defilelerde izledikleri tasarımcı olma hayali var. Öyle bir Dünya yok. En iyi tasarımcılar bile altına elini sokuyor. Hele ki siz kendi markanızı yaratıyorsanız işiniz çok zor.