Türkiye’de ve Dünyada Moda Programları

Türkiye’de ve Dünyada Moda Programları

950

Moda, modaya uygun olmak, modaya uygun giyinmek kabul etmesek de hepimizin hayatının önemli bir parçası. Temelinde “beğenilmek” arzusunun yattığı bir gerçek. Öte yandan “en iyi olma” duygusu da ön planda.

“Ben modayı hiç takip etmiyorum valla, beğendiğimi giyiyorum.” diyorsunuz muhtemelen ama hiç kandırmayalım birbirimizi. Bal gibi de takip ediyorsunuz. “Şu marka şunu çıkarmış, aynısını x markası da yapmış, bordo bu sezon çok modaymış…” En çok da x kişi şunu giymiş, geçen televizyonda gördüm.” İşte bu yazı da tam bununla ilgili.

IMG_1261

Televizyonda bize dayatılan ve izlediğimiz programlardan, içerisindeki karakterlerden öylesine etkileniyoruz ki, yaşamımızın içine bir anda dahil ediyoruz bunları. ” Bu çok çirkin, iğrenç olmuşsun, o etek boyunu kesmiş, ayakkabın gold olsaydı…” gibi son derece yapıcı eleştirilerle birbirlerine bir tür moda dersi  veren ve izleyicide bir moda algısı yaratmayı amaçlayan çok güzide moda programlarından bahsediyorum. “Sen izlemiyor musun sanki?” dediniz, duydum! Evet. İzliyorum. Ve kahkahalarla gülüyorum.

Yaptıkları işlerin çoğu duyulmamış ve -bence- vasat sınırını geçmeyen bir jürinin eleştirdiği, birbirinden güzel fizikli ve güzel ahlaklı genç kadının yarışıp, acımasızca birbirine hakaretler yağdırdığı bir programdan ne kadar moda dersi alınabilir acaba diye izliyorum. İnanıp inanmamak size kalmış tabii. Ama ahlak sınırlarını zorlayan ve bir kadının bu denli aşağılandığı başka bir program görmedim. Üstelik bu program bir süre farklı kanallarda aynı isimle aynı saatte yayınlandı. Şaka gibi. Kabul etmem gerekiyor ki bir tanesinin jüri üyeleri diğerine kıyasla daha kaliteliydi ama bu programın daha kaliteli olmasını sağlamadı maalesef. Öte yandan bu program televizyon savaşlarını kaybederek yayından kaldırıldı. Hatta bir tane üyesini -Umut Eker-  bizzat tarzı ve tavrıyla çok severim. Programda yer alması hayal kırıklığı yaratmış olsa da kendisine olan sempatimden pek bir şey eksilmedi.

Bu programlar devam ederken bir yandan da başka bir kanal ” Hop durun bakalım moda programı dediğin böyle olur.” dedi ve her hafta üç farklı yarışmacının yeni bir kıyafet üreterek birbiriyle rekabet ettiği bir program yayımlamaya başladı. Gel gelelim o da bu rating yarışlarına dahil oldu ve ne kadar kavga o kadar rating mantığından şaşmadı. Modayla ilgili yapıcı eleştiriler bu yarışmada da ön plandaydı tabii (!). Yarışmacılar ürettiklerini deyim yerindeyse paçavraya çeviren jüri üyelerine karşı savunmak zorunda bırakılıyordu. Yayından kalktı mı, durumu nedir bilmiyorum.

Geçmişte bu tür programların emsalleri yapıldı. Gündüz kuşağında alışveriş yapmak için çılgınca koşturan kadınları izledik ve yine Türkiye’de modacı dendiğinde akla gelen isimlerden biri değerlendiriyordu yarışmacıları. Başka bir kanalda da “Türkiye’nin en şık kadını” arayışıyla yola çıkan bir program vardı. Yine şu anda televizyonda izlediğimiz jüri üyelerinin bir araya getirilmiş versiyonuydu o da. Yarışmacılara “Sen bu kıyafetle şık olduğunu mu sanıyorsun?” derken takındıkları alaycı ifadeyle adeta dalga geçiyorlardı insanlarla. Hiç sesini çıkarmayan yarışmacı belki de milyonlarca insana rezil oldum düşüncesiyle kendisine olan son özgüvenini ve saygısını da yitirip sahneyi terk ediyordu.

Şimdi tüm bu yarışmaların ortak noktalarına bakalım. Rezil edilmeye ve aşağılanmaya çalışılan buna keza aşağılanmaktan neredeyse keyif alan yarışmacılar, magazin basınında kendine daha çok yer edinen ve yaptığı işlerden çok -bir kısmını tenzih ederek söylüyorum- özel hayatlarıyla gündeme gelen jüri üyeleri. Moda, stil adına bir ortak nokta bulamadım ben. Ya siz? Eğlence programı olmaktan bir adım öteye geçemiyor maalesef hiç biri. Üzülüyorum. Çünkü gerçekten bu programlarda duyduklarıyla kendilerini değiştirmeye çalışan insanlar var.

Ece_sükan_nmoda

Tüm bu olumsuzluklar içerisinde iyi programlar da yok değil. Burcu Kutluk’un sunduğu Trend Topic, Ahu Yağtu’nun sunduğu Olmazsa Olmaz, bir dönem Ece Sükan’ın sunduğu N-Moda, yurt dışından alınmış formatla yapılan ve Güzide Duran’ın sunduğu Proje Moda ve Deniz Akkaya’nın sunduğu Top Model benim fikrime göre Türk televizyonlarındaki kaliteli moda programları. Bir kısmı hala devam etmekte hatta. Bu programları belki biliyorsunuz, belki izlediniz, belki haberiniz bile yok. Haberiniz yoksa sebebi başta bahsettiğim yarışma programları kadar eğitici olmamalarıdır muhtemelen(!) Kaliteli işler yapılabilir. Yapılmalı.

Gelelim yurt dışında yapılan işlere. Orada da çok saçma işler olabiliyor. “Fashion Police” izlediğim en kötü moda programıydı bugüne kadar. Programda ünlüleri eleştiren başka sansasyonel ünlülerden oluşan bir topluluk, altın günü havasında sohbet ediyorlardı. Çok bir beklenti içine girmeye de gerek yok açıkçası.

Yıllardır bıkmadan izlediğim tek moda programı “Project Runway”. 13 sezon yapıldı. 13 sezon boyunca toplamda bir büyük kavga, bir tane de küçük çaplı bir tartışma gördüm. Kavga etme sebebi yarışmacının neden en iyi ya da en kötü olmadığı konusunda eleştiri almadığından yakınmasıydı. Bayağı büyük olay çıkardı. Diskalifiye edildi. Diğer tartışmanın sebebiyse kaybetmeyi kabullenemeyen bir yarışmacının diğer yarışmacıyı suçlamasıydı ve olay büyümeden konu tatlıya bağlandı. Hakaret yok, aşağılama yok, rezillik yok. Bugün bu yarışmadan birinci olarak ayrılmış “Christian Siriano” nun jüri koltuğunda oturduğu “Project Runway: Threads” lise çağlarında modaya gönül vermiş gençlere kendilerini ifade etme imkanı sunuyor mesela.

project-runway-casting

 

Bunlara kıyasla “America’s Next Top Model” dünya televizyonlarında yer almış en bol kavgalı yarışmadır herhalde. Fakat jüri üyelerinin kalitesi ve ortaya çıkan işler şaşırtıcı. Benzer formatla yapılmış “The Face” ve “Supermodels” yarışmaları da yine bol kavgalı ama moda dünyasına güçlü modeller kazandırmış yarışmalardır.

Russel James’in sunduğu ve moda fotoğrafçısı olmak isteyen yarışmacılarla dolu bir program izlemiştim bir dönem de. Modanın sadece modeller ve tasarımcılardan ibaret olmadığını öğrendiğim programdır ve hatta moda fotoğrafçılığı kavramıyla ilk orada karşılaştım.

Aradaki farkları saymaya kalksam okumaktan sıkılırsınız diye tahmin ediyorum. Özetle şunu söyleyebilirim ki televizyon dünyası gerçeği tüm dünyada hakim. Bir kavga, bir rekabet, bir bağırış çağırış rating yapar. Bu televizyon programlarının altın kuralı. İşte fark burada ortaya çıkıyor. Zevk meselesi tartışılır lakin ben amacı moda algısı yaratmak, insanlara stil konusunda yardımcı olmak olan -ya da öyle olduğunu iddia eden- bir yarışmadan bir şeyler öğreniyorsam, kavgalar gürültüler benim için eğlencelik çıtır çerez yani.

Fashion

 

Gel gelelim bizim televizyonlarımızdaki programlarda yarışan kadınların giyiminden çok, stillerinden ve tarzlarından çok kimle nasıl kavga ettiklerini tartışmamalıyız diye düşünüyorum. Buna rağmen yarın ben o programı yine izlerim, başkaları da yine izler. Ben bahsettiğim bu algıyla izlerken, başkaları hayatına dahil etmeye devam eder. Bunları yazdım ki birileri daha durup düşünsün ve desin ki “Arkadaş hakikaten bu ne?”. Belki yapımcılar da eğlenceli ve modayla ilgili gerçekten iyi programlar yapar. Çünkü tüm bu programlar modanın -Türkiye’de- ciddiye alınmamasına sebep oluyor. Zira moda sadece iyi giyinmekten, tasarımcı ve modellerden oluşan hatta sadece kadınların ilgilendiği düşünülen bir sektör değil. Moda hukuku, moda fotoğrafçılığı, moda pazarlaması, moda yönetimi ve daha sayamayacağım pek çok dala ayrılan dev bir sektör. Biz gençler bunun farkındayız. Bununla beraber moda eğlenceli de aynı zamanda. Üretip karşılığını aldığın bir sanat hatta aynı zamanda. Televizyon programlarında insanları aşağılamak için kullanılmayacak kadar ciddi belki de.

Lady_gaga

“Lookin’ good and feelin’ fine!” -Lady Gaga

Lady Gaga’ya kulak verin ya da sadece giyinmeyi sevin 🙂 Kendinizi ifade etmenin bir yolu iyi giyinmek. Giyindikten sonra aynaya baktığınızda gördüğünüz kişiyi sevin. Tarzınız ve tavrınızla kendinize güvenin ve kimsenin bundan dolayı sizi yargılamasına izin vermeyin.

IMG_1262

YORUM YOK

CEVAP VER

nineteen + eleven =