Yazar Yalım Ersöz ile röportaj

388

İstanbul Üniversitesi Rektör Danışmanı, İÜ Sosyal Sorumluluk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve aynı zamanda Üniversite Medya Birliği Danışmanımız Prof. Dr. Seçkin Dindar’ın sahibi olduğu Anemas Cafe Ayvansaray fotoğraf sergisi ve Yalım Ersöz’ün imza günü ile açıldı. Bu özel günde her iki ismin de mutlulukları gözlerinden okunuyordu. Etkinlik sonrasında yönetici ve yazar sayın Yalım Ersöz ve danışmanımız Prof. Dr. Seçkin Dindar sorularımızı yanıtladı.

ÜMBGülün Goncası kitabının önemi nedir?

SEÇKİN DİNDAR: Gülün Goncası kitabı yüzyıl içerisinde doğmuş,tarihi kökleri aşka saplanmış bireser… Ben de son dört yıldır Balat’ı mekan seçmiş biri olarak bu kitabı önemsedim. Onun için sevgili yazarımız Yalım Ersöz ile bir araya geldik ve böyle bir imza günü düzenledik. Yalım Ersözsadece bir yazar değil; iyi bir ressam, iyi bir fotoğraf sanatçısı. Olmak isteyip de olmadığım örnek insanlardan biri.

”Komşularıma İstihdam Sağlıyorum.”

ÜMB: Anemas’taki etkinlikler bugün sizin öncülüğünüzde başlamış oldu. Bunların devamı gelecek mi? Ne tarz ögeler kullanmayı düşünüyorsunuz?

SEÇKİN DİNDAR: Ben babama bir kafe açıyorum dediğim zaman üç ay benimle konuşmadı. Ardından “Kafe açmak için profesör olmaya gerek yok. İşini yap!” dedi. Üç ay sonra geldiğinde burada bir resim sergisi vardı: Filip Pazarı. Geldiği zaman: “Beni kandırdın; burası bir kafe değil sanat merkezi!” dedi. Böylece benim gerçek düşüncemi de görmüş oldu. Ben de kendisine: “Keşke Türkiye’deki bütün kafelerin, kıraathanelerin sahipleri profesör olsa, Avrupa Birliği’ne kafadan gireriz.” dedim. Benim önerim: İnsanlar kendi mesleklerinin yanında başka sanat dallarıyla da ilgilenmeliler. Resim, fotoğraf vb. diğer etkinliler için bu tarz mekanlar çoğaltmalılar.

Buranın çevreye katkısı da çok fazla. Ben bu kafeyi açtıktan sonra insanların çok ucuza verdikleri yerler değerlendi (emlak açısından). Yerlerini satmaktan vazgeçtiler. Lokal insanlar bulundukları yerde yaşamaya başladılar, ‘Buralar madem çok değerli o zaman ileride daha fazla değerlenecek.’diye elden çıkartmadılar. Ve böylece dolaylı yoldan kentsel dönüşüme de bir direnç ve çevre bilinci oluştu. Ayrıca buradaki komşularımla çalışıyorum. Her iki kafemde de komşularım eleman olarak bulunuyor. Onlara da istihdam sağlamış oldum. Örneğin Anemas Cafe’de çalışan yardımcım bugüne kadar hiç çalışmamış, ama harikalar yaratıyor. Yıllarca içinde bir çalışma duygusu biriktirmiş. Oysa hayatım boyunca dar odalarda, akademik toplantılarda arkadaşlarımla memleketi kurtarma konuşmaları yaptık. Halbuki lokalden başlamak gerekiyormuş. Geç de olsa iki ayrı lokal bölgede kalkınma konusunda rol model olarak küçük katkılarım olmaya başladı. Kendimi daha verimli, daha mutlu ve daha genç hissediyorum.

yalım4

ÜMB“Hayata dokunmak” diye özel bir ifade kullandınız. Önce Balat çevresini değiştirdiniz, şimdi de Ayvansaray… Bir sonraki hedefiniz neresi?

SEÇKİN DİNDAR: Hedefleri çok büyütmemek lazım. Bir yere çağırdıkları zaman iki türlü hareketediyorum: Taşı attığınız zaman küçük küçük halkalar büyür çok büyük olur ben de ya büyük halkalardan başlıyorum, öze doğru gidiyorum ya da küçük halkalardan başlayıp genelleştiriyorum. Hayatım boyunca hep büyük halkaların peşinden koştum. Sağlık bakanı olursam, sağlık sorunlarını çözeceğime inandım, başbakan olursam Türkiye’nin bütün sorunlarına çözüm bulabileceğimi düşündüm. Halkalar büyüdü ve ben küçüğe döndüm. En küçük halkadan başladım şimdi yani lokal bölgelerden. Neresi olursa olsun o bölgede çalışarak büyük halkalara doğru yolculuk yapmaya başladım ve nihayetinde öze döndüm.

 

YALIM ERSÖZ VE GÜLÜN GONCASI

ÜMB: Yeni kitabınız hayırlı olsun, hakkınızda daha fazla bilgi sahibi olabilir miyiz?

YALIM ERSÖZ: 1961 İstanbul doğumluyum. 1983 yılında İstanbul Elektrik Akademisi’nden mezun oldum. Bir yıl sonra İşletme ihtisası yaptım. Henüz askerliğimi bitirmemişken Alarko’ya girdim. Alarko’da 7 Nisan’da 30. yılıma gireceğim, hala çalışıyorum. Evliyim ve 2 çocuğum var. Uzun zamandır resim çalışmaları yapıyorum, fotoğraf çekiyorum. Yaklaşık 10 yıllık bir süreci kapsıyor. Bu sürecin sonuna geldiğimde de kitap yazmaya başladım. Kitap yazma noktasına varmamı biraz da bu sürece borçluyum, sonradan yaptığım analizlerle farkına vardığım bir husus bu. Bir birikimin sonucu olduğunu anladım. Çünkü 1 Haziran 2013’te ilk satırları yazmadan önce henüz 1 sayfalık bir
öykü, bir deneme çalışmam bile yoktu. Her şey bir anda başladı ve bu noktaya geldi. Hala da devam ediyor.

ÜMB: Etkilendiğiniz bir yazar, üstat var mı?  

YALIM ERSÖZ: Var tabii ki fakat şöyle bir durum var; ben etkilenmekle esinlenmek arasında fark olduğunu düşünüyorum. Etkilendiğim yazarlar var fakat onlardan hiçbir zaman esinlenmek istemedim. Çünkü ben farklı bir üslup kullanmayı düşünüyordum. Yine de takdir ettiğim çok yazar var. Mesela Orhan Pamuk’un tüm kitaplarını okudum. Bazı yakınlarımın ve arkadaşlarımın aksine onu anlaşılmaz ya da sıra dışı bulmuyorum. Bana çok uyan bir yapısı var, ama ben yine de üslup olarak çok farklı bir dil kullanıyorum. Bunu özellikle yapmıyorum, ona benzemek istemiyorum fakat onu takdir ediyorum. Yabancılardan Jack London beni çok etkilemiştir. Gençliğimden itibaren Jack London’ın bütün kitaplarını okumuşumdur. Sağlam gerçekçiliği ve sıfırdan başlayarak bir yerlere geldiği için ona hayranlığım büyük. Hatta okuma yazma bilmeyen bir insanın nasıl yazar olabileceğini kanıtladığı için özellikle takdir ettiğim yazarlardan birisidir. Bu iki yazarı çok takdir ediyorum ancak yine benim üslubumun çok farklı olduğunu iddia ediyorum.

yalım1

”Sanatçı Ruhlu Biriyim.”

ÜMB: Yalım Ersöz’ü hangi üç kelime tanımlar?

YALIM ERSÖZ: Zor bu soruyu üç kelimede cevaplamak. Ben babayım, ben oğulum, ben işçiyim, aynı zamanda astım‐ üstüm. Vatandaşım. Pek çok insan gibi çeşitli kimlikleri olan biriyim. Üç kelimede tanımlamak zor fakat bugün geldiğim noktada, sanatçı demek istiyorum. Bu biraz fazla iddialı olur; sanatçı ruhlu bir insanım. İstanbul’u çok seviyorum. İyi bir baba olduğuma inanıyorum.

” Aşkın sonsuzluğunu ve bir de gerçek aşkı sorguluyorum”

ÜMB: Gülün Goncası kitabının hikayesini biraz anlatır mısınız?

YALIM ERSÖZ: Gülün Goncası bir aşk hikayesidir. Fakat sadece bir aşk hikayesi demek doğru değil, birden fazla aşkın olduğu fakat zamansal olarak yüzyıl öncesine denk gelmiş iki aşkın hikaye edildiği bir aşk romanıdır. Burada farklı olan bir husus var mı derseniz benim bu konuda birkaç tane iddiam olacak: Birincisi aşkın sonsuzluğunu ve bir de gerçek aşkı sorguluyorum. Gerçek aşk karşılık bulan aşktır; bunun altını çiziyorum. Ve aşkta mutlu sonun olmadığını, mutlu sonun aşkın da sonu olduğunu iddia ediyorum. Bu roman aşk üzerine sorgulamaları ve iddiaları olan güzel bir aşk romanı. İkinci kitapta bu temalara bağlı olmakla beraber çok farklı bir konuyla devam ediyorum. Fakat enteresan olan şey hayatımda hiç aşk kitabı okumadım ama aşk romanı yazıyorum. Benim için de sürpriz oldu.
ÜMB: Sizi bu kitabı yazmaya motive eden şey nedir?

YALIM ERSÖZ: Aslında bu bir süreçti. Fotoğraf ve resimle bir birikimim olmuştu sonra da şöyle bir noktaya geldi: Ben artık fotoğraf çekmek ve resim yapmakla duygularımı ifade etmekte zorlanmaya başladım. Adeta sonsuz bir tuval ve sonsuz çeşitte renk aramaya başlar hale geldim. Sonsuz tuvaline olabileceğini düşünürken; 1 Haziran 2013’te aklıma sonsuz tuvalin bir kitap olabileceği, sonsuz rengin de kelimeler olabileceği geldi. Sonsuz sayıda renkle, sonsuz tuvalle çalışmak enteresan geldi bana. Ve o gece kitabı yazmaya başladım. Daha önce hiçbir denemem yoktu. 1 Haziran 2013’te başladığım bu kitap Temmuz 2014’te bitti. Ve hiç beklemediğim bir şekilde bir yayınevi “Kitabı
basarız.” dedi. Bu benim için ikinci bir sürprizdi. Okuyanlardan çok olumlu eleştiriler alıyorum.

yalım5

” Rıfat Balat’ta Doğmuş ve Büyümüş Biri”

ÜMB: İmza günü ve sergi için neden Balat’ı tercih ettiniz? Buranın kitapla bağlantılı bir noktası var mı?

YALIM ERSÖZ: Muhakkak var. Kitabın ana kahramanı Rıfat, Balat’ta doğmuş ve büyümüş bir çocuk. Dolayısıyla bana bu kitabın ilk ilhamını veren semt Balat’tır. Ama içindeki kurgular ve olaylarda başka birikimlerin sonucu gelişmeler de oldu. Mesela kitapta Tire bağlantısı var. Kimsenin aklına fazla gelmeyecek olan, mütevazi bir Ege kasabası. Benim için hayatımda dönüm noktası olan çok küçük bir
layın geçtiği yerdir. Tire o yüzden bu kitabın içine girmiştir. Kitapta geçen her türlü mekan, bende iz bırakmış bir olayın neticesi ve bunun duygusal bir şekilde sunulmasından ibaret.
ÜMB: Üniversite öğrencilerine son mesajınızı rica edebilir miyiz?

YALIM ERSÖZ: Kitap okuma Türkiye’de sorunlu bir konu. Bunu özellikle konuya dahil olduğumda hissetmeye başladım. Fakat ben, çok şükür bundan para kazanmak zorunda olan biri değilim. Eğer öyle biri olsaydım ciddi ekonomik sıkıntılara düşecektim. Bir mesleğim var ve ben bunu hobi olarak sürdürüyorum. Ama sadece işi bu olan, bu mesleği yapan yazarların bu konuda desteklenmesi için kitap okunması gerekiyor. Lütfen kitap okuyalım. On lira on beş lira çok büyük bir para değil; kitap okumaktan kaçınmayalım. İnsanları sadece teşvik etmek adına bile kitap okuyabiliriz.

yalım3

Üniversite Medya Birliği’nin yaptığı görüşmeleri, iş ortaklıklarını, üye kulüplerin etkinliklerini, medya sponsorluklarını, iş ortaklarının düzenlediği organizasyonların haberini yapar. Üniversite öğrencilerini ilgilendiren her konuda ÜMB bloga içerik üretir. Medya ve iletişim sektöründen alanında uzman kişiler ile röportajlar yapar. Sektörün öncü kişilerinin katıldığı workshoplar düzenler.